CİB HABER
Gündem

Urla Liman Tepe'de 5 bin yıllık drenaj sistemi bulundu

Giriş: 14 Eylül 2026 09:38 • Güncelleme: 28 Ekim 2026 15:47

Urla'daki Liman Tepe kazılarında 5 bin yıllık taş drenaj sistemi bulundu. Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu, yağmur sularını yönlendiren bu yapının Ege'de nadir olduğunu açıkladı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, tarihî ve arkeolojik değerlerin korunarak geleceğe taşınması hedefi doğrultusunda kazı projelerine yönelik mali desteğini kararlılıkla sürdürüyor. Belediyenin 2026 yılı için belirlediği destek kalesi kapsamında toplam on altı farklı arkeolojik kazı alanına 19 milyon 665 bin 625 lira bütçe tahsis edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi'nin iş birliğiyle yürütülen Liman Tepe kazılarında görev alan 35 kişilik uzman ekibi, Urla'nın 7 bin yıllık tarihî katmanlarını gün yüzüne çıkarmak adına yoğun mesai harcıyor.

Ankara Üniversitesi'nin yürütücülüğünde devam eden bu çalışmalar, sadece karadaki antik yerleşim alanıyla sınırlı kalmayıp, 2000 yılından bu yana sistematik olarak araştırılan deniz altındaki liman yapısını da kapsıyor. Türkiye'de su altı liman kazılarının ilk kez gerçekleştirildiği bu stratejik noktada, bu yılki kazı sezonunda yaklaşık 5 bin yıllık yerleşim dokusunun sokak ağları, halk arasında 'uzun evler' olarak anılan yapılar, savunma surları ve su yönetimi sistemi üzerine odaklanıldı. Deniz altındaki çalışmalarda ise limanın mendirek yapısının tarihî kronolojisini netleştirmek adına yeni bilimsel araştırmalar yürütüldü.

5 BİN YILLIK KENTİN SOKAĞINDA

Ankara Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Liman Tepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu, kazı çalışmalarının 1992 yılında Prof. Dr. Hayat Erkanal'ın başkanlığında başladığını, 2020 yılından itibaren ise kendi liderliğinde devam ettiğini hatırlattı. Urla'nın 7 bin yıllık geçmişi üzerine odaklanan araştırmalar yürüttüklerini ifade eden Şahoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Şu an içinde bulunduğumuz mimari dokunun tarihi günümüzden yaklaşık 5 bin yıl öncesine uzanıyor. Surlarla çevrelenmiş bir kentin iç kısımlarındayız. Çevremizde, literatürde 'uzun evler' olarak nitelendirdiğimiz yapılar yer alıyor. Mevcut konumumuz, aslında 5 bin yıl önce kullanılmış olan bir sokağın fiziksel izlerini taşıyor."

TAŞ KANALLARLA SUYU YÖNLENDİRMİŞLER

Şahoğlu, bu yılki kazı sezonunda elde edilen en çarpıcı bulgulardan birinin, antik yerleşim alanında gün yüzüne çıkarılan su yönetimi sistemi olduğunu aktardı. Farklı yükseklik seviyelerindeki teraslar arasında taş malzeme kullanılarak inşa edilmiş kanalların tespit edildiğini belirten Şahoğlu, konuya ilişkin şu ayrıntıları paylaştı: "Taş bloklardan oluşan kanallar inşa etmişler ve bu kanallar aracılığıyla su akışı sağlanmış. Bu sistemin içme suyu teminiyle ilgili olmadığı değerlendiriliyor. Yerleşimin merkezine doğru derinleşen bir yapısal düzeni olduğu için, akan yağmur sularının belirli bir noktaya yönlendirilmesi amacıyla tasarlanmış bir drenaj sistemi olma ihtimali üzerinde duruyoruz. Teraslar arasında taşlarla kurulmuş bu altyapı, Batı Anadolu'da sıkça rastlanmayan ve Ege bölgesinde de oldukça az örneği mevcut olan nadir bir sistem. Bu yapıyı çok daha detaylı bir biçimde incelemeye devam edeceğiz."

Kazı çalışmalarında, yaklaşık 5 bin yıllık tarihe sahip 'uzun evler' hakkında da yeni ve önemli veriler elde edildi. Bu yapıların giriş kısımlarında zemine sabitlenmiş büyük boyutlu çömleklerin bulunduğunu dile getiren Şahoğlu, bu kapların su, tahıl veya farklı gıda maddelerinin depolanması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdü. Çömleklerden alınacak örneklerin uzman ekipler tarafından analiz edileceğini vurgulayan Şahoğlu, şunları söyledi: "Sabit bir çömlek yapısı tespit ettiğimizde, içine sıvı veya katı bir maddenin konulduğunu varsayıyoruz. İlk akla gelen ihtimal su depolama. Ancak çömleklerin içinden toprak örnekleri alacağız. Botanik uzmanları bu örnekleri inceleyecek; eğer yanmış tohum kalıntıları varsa, ne tür ürünler saklandığına dair bize kesin bilgiler verecek. Mikromorfolojik analizler sayesinde, çıplak gözle algılanamayan mikro kalıntılardan bile kapların içindeki malzemenin doğasını anlamaya çalışacağız."

5 BİN YIL ÖNCE EV AYNI ZAMANDA ATÖLYEYDİ

Prof. Dr. Şahoğlu, Liman Tepe'nin yaklaşık 4 bin 500 ile 5 bin yıl öncesine tarihlenen döneminde, surlarla korunmuş güçlü bir yerleşim merkezi olduğunu vurguladı. Kazılarda ortaya konan uzun evlerin, Ege coğrafyasında bu döneme ait bilinen en büyük yapılar arasında yer aldığına işaret eden Şahoğlu, bu yapıların 25 metreden uzun ve yaklaşık 5 metre genişliğinde olduğunu kaydetti. Buradaki yaşamın yalnızca konut işleviyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda üretimin de aktif olarak sürdürüldüğünü anlatan Şahoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Belirli bir ev içinde madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğünü biliyoruz. Nüfus burada hem yaşamını sürdürüyor hem de maden işleme faaliyetlerini gerçekleştiriyor. Komşu evde ise tekstil sektörüne ait dokumacılık ağırlıklarına rastlıyoruz. Bu nedenle bu yapıları 'atölye-ev' olarak sınıflandırmak doğru olacaktır. Hem gündelik yaşamın hem de üretici faaliyetlerin bir arada yürütüldüğü karma mekanlar."

4 BİN 500 YIL ÖNCE EGE ADALARIYLA TİCARET

Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu, Liman Tepe'nin binlerce yıllık süreçte Ege Denizi'nin en kritik deniz ticareti merkezlerinden biri konumunda olduğunu altını çizdi. Kazı alanından çıkan ve Kiklad Adaları'ndan geldiği arkeolojik kanıtlarla belirlenen seramik buluntulara ulaşıldığını belirtti. Bu türden arkeolojik materyallerin Anadolu topraklarında çok sınırlı sayıda merkezde görüldüğünü ifade eden Şahoğlu, Liman Tepe'nin Ege adalarıyla kurduğu ekonomik ve kültürel bağların binlerce yıl öncesine dayandığını açıkladı. Kiklad Adaları'nda üretilip deniz yoluyla Liman Tepe'ye getirilen seramik kapların bulunduğunu belirten Şahoğlu, bu kaplarda zeytinyağı ya da şarap gibi likit ürünlerin taşınmış olabileceğini, ancak içeriklerin kesin olarak tespit edilemediğini vurguladı. Bu buluntuların, Liman Tepe'nin yaklaşık 4 bin 500 yıl öncesinde Ege adalarıyla deniz aşırı bir bağlantı ağı kurduğunu kanıtladığını ifade eden Şahoğlu, söz konusu seramiklerin, yerleşimin önemli bir liman ve ticaret düğüm noktası olduğuna dair değerli arkeolojik veriler sunduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: IGF HABER