CİB HABER
Yerel Gündem

AKK, Rüştü Asyalı'yı 'Ankara'ya İz Bırakanlar'da ağırladı

Giriş: 2 Eylül 2026 11:52 • Güncelleme: 8 Ekim 2026 12:11

Ankara Kent Konseyi, Türk sanatının duayenlerinden Rüştü Asyalı'yı 'Ankara'ya İz Bırakanlar' serisinde ağırladı. Sanatçının Keloğlan performansı ve Türkçeye kattığı değer hatırlatıldı.

Ankara - BHA

Ankara Kent Konseyi (AKK), Türk sanat camiasına isimlerini altın harflerle kazıyan seçkin ustaları 'Ankara'ya İz Bırakanlar' köşesi aracılıyla başkent halkıyla buluşturmaya devam ediyor. Büyük bir merakla izlenen bu serinin son konuğu, unutulmaz seslendirmeleri ve sahne performanslarının yanı sıra, Ankara'dan yola çıkarak Keloğlan karakteriyle Türk seyircisinin kalbinde iz bırakan Rüştü Asyalı oldu.

Keloğlan ile Türkiye'nin kalbinde yer buldu

Eskiden, henüz televizyonun evlerin en değerli köşelerine yerleşmediği dönemlerde Ankara'da, çocuklar radyodan gelen sesler eşliğinde hayaller kurar ve dünyaya bakış açılarını şekillendirirdi. 1963 yılında, gelecekte adını unutulmazlar arasına yazdıracağından habersiz bir genç sanatçı, bir gün mikrofonun karşısına geçti ve Keloğlan rolüyle çocuklara ilk selamını verdi.

1970 yılında Devlet Tiyatrosu Sanatçısı unvanını kazanan Rüştü Asyalı, konservatuvar eğitim yıllarında ve kurum içinde görev yaptığı süre boyunca Shakespeare'den Çehov'a uzanan geniş bir yelpazede, usta yazarların kaleme aldığı karakterleri seyirciye tanıttı. Ancak hayat, onu başında tek bir saçı kalmamış bir masal kahramanı olarak tüm Türkiye'ye sevdirmeye hazırlanıyordu.

Başında saç yoktu ama fikri boldu; cebinde para yoktu ama sözü vardı. Sarayın kapısından girdiğinde elinde ferman taşımıyordu; ancak gerektiğinde padişaha bile söyleyecek bir çift lafı hazırdı. Belki de Rüştü Asyalı'nın canlandırdığı Keloğlan'ın bu denli sevilmesinin sırrı tam da bu detayda gizliydi. Sanatçı, masal içindeki o gariban oğlanı yalnızca komik bir figür olarak sergilemedi. Keloğlan'ın saflığının alt katmanlarına zekayı, mizahının derinliklerine ise itirazı yerleştirdi.

Ankara'dan hafızalara kazınan izler

Sinema dünyasında ve tiyatro sahnesinde yarattığı etkinin yanı sıra, sesiyle de birbirinden değerli karakterlere hayat veren Rüştü Asyalı için Türk diline gösterdiği özen her şeyin ötesinde bir öneme sahipti. Zira onun için ses, yalnızca güzel yankılanması gereken bir unsur değildi. Sözün taşıdığı ağırlık vardı; bir kelimenin doğru konumda durması, doğru telaffuz edilmesi ve doğru şekilde duyulması gerekiyordu.

Belki de çocukluğumuzun hafızasında Keloğlan'ın yüzü yer etmedi, ancak zihnimiz öncelikle sesini kaydetti. Çünkü bazı sanatçılar görüntüleriyle, bazıları tek bir replikle, bazıları ise perdenin açılmasıyla hatırlanır. Rüştü Asyalı ise gözlerinizi kapattığınızda bile orada durmaya devam eder.

Bu hikâyenin Ankara'ya yakışan bir başka güzel tesadüfü daha vardır: Ankara'da doğdu, tiyatro sahnesiyle ilk kez burada buluştu, sesi Ankara Radyosu'nda yankılandı, yetkinliğini Ankara Devlet Konservatuvarı'nda edindi, Devlet Tiyatroları'nda sahneye adım attı. Ankara'dan çıkarak sahneye, sahneden beyazperdeye, beyazperdeden sese ve oradan da bir ülkenin ortak hafızasına uzandı. Sonunda anlaşıldı ki, o masaldaki asıl mesele Keloğlan'ın saçsız olması değil, söyleyecek sözü olmasıydı. Rüştü Asyalı'nın da her zaman söyleyecek sözü vardı.

Rüştü Asyalı'ya başkente ve ülkeye kattığı değer için teşekkürlerimizi sunuyoruz

Sanata, tiyatroya, Türk diline ve kuşakların ortak hafızasına kattığı tüm değerler için Rüştü Asyalı'ya minnettarız. Ankara'dan başlayıp bir ülkenin belleğine yayılan bu uzun sanat yolculuğunda bıraktığı sesin, sözün ve emeğin izini saygıyla selamlıyoruz. Değerli sanatçımıza sağlık, huzur ve nice güzel yıllar diler; sanatla, sözle ve alkışlarla dolu uzun bir ömür temenni ederiz.

Kaynak: BHA