CİB HABER
Yerel Gündem

Avşar: Statü tüketimi ekonomik güvenliği zedeliyor

Giriş: 7 Eylül 2026 10:05 • Güncelleme: 16 Ekim 2026 00:03

Prof. Dr. Zakir Avşar, sosyal statü arayışının aşırı harcamaya yol açtığını ve tasarruf kapasitesini zayıflattığını belirtti. Uzman, kalıcı refah için birikim ve üretim odaklı bir ekonomik modele geçilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

ANKARA - BHA

Prof. Dr. Zakir Avşar, günümüzde hâkim olan tüketim alışkanlıklarını ele alarak, bireylerin edindikleri ürünler aracılığıyla kimliklerini ve toplumsal konumlarını yansıtma eğiliminde bulunduğunu aktardı. Avşar, seçkin markalar, prestijli otomobiller ve yüksek fiyat etiketli teknolojik cihazların birer statü simgesi olarak görüldüğüne işaret etti.

Sosyal medyanın bu karşılaştırmacı davranışı derinleştirdiğini dile getiren Avşar, bireylerin sadece çevrelerindeki kişilerle değil, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insanla da sürekli bir kıyaslamaya girdiğini vurguladı.

Tasarruf kapasitesi aşınıyor

Gösteriş amaçlı harcamaların, kişinin mevcut gelirinin üstünde bir maliyet oluşturduğunu belirten Avşar, bu durumun en kritik ekonomik yansımalarından birinin birikim potansiyelinin ciddi ölçüde düşmesi olduğunu ifade etti.

Tüketim merkezli bir yaşam tarzının gelecek planlarını ikinci plana ittiğini kaydeden Avşar, kişilerin gelecekte tahmin ettikleri kazançları bile şimdiden harcama eğiliminde olduğunu aktardı. Avşar, yeterli birikim yapamayan bireylerin, zamanla artan ekonomik kırılganlıklarla yüzleşme riski taşıdığının altını çizdi.

Gerçek refah sürdürülebilir bir hayat kurabilmek

Yazısında “hayat tarzı enflasyonu” kavramını da inceleyen Avşar, gelir seviyesindeki artışın harcamaları da paralel olarak yükselttiğini ve bu durumun gerçek anlamda sermaye oluşumunu baltalayabileceğini savundu.

Avşar, kalıcı bir refahın yalnızca tüketimle değil; üretici kapasitenin artırılması, yatırımların teşviki, verimliliğin yükseltilmesi ve uzun vadeli sermaye birikimiyle mümkün olacağını belirtti. Uzman, “Gerçek refahın ölçütü insanın ne kadar harcanabildiğinden ziyade ne kadar sürdürülebilir bir hayat kurulabildiğidir.” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Avşar, yazısının son bölümünde daha mütevazı tüketim alışkanlıkları ve yüksek tasarruf oranlarının, uzun vadede ekonomik güvenlik açısından taşıdığı kritik öneme dikkat çekti.

Kaynak: BHA