ANKARA - BHA
Spor yorumcusu Bahadır Bulut, ilkesiz insanların dimdik duramayacaklarını vurguladı. Bahadır Bulut, ilkeleri olmayan insanların para, makam, mevki ve menfaat uğruna eğilip büküleceğini, şartlara ve güce göre şekil alacağını belirtti.
İnsanların şahsiyetli ve onurlu olmasını sağlayan şeyin, sahip oldukları ilke ve prensipler olduğu belirtildi. Kurumların değerli olmasını sağlayan şeyin de yalnızca başarıları değil, ilkeli duruşu, ahlakı ve adalet anlayışı olduğu ifade edildi. İnsan, kararlı duruşuyla saygınlık kazanır.
Omurgasız insanların hafızası da vicdanı da zayıftır. Olaylara göre sağa sola savrulup durur, günü kurtarmaya çalışırlar. Kimlikleri ve kişilikleri sağlam temeller üzerine kurulmadığı için ne sadakat gösterebilirler ne de vefa duygusunu taşıyabilirler. Onların tek bağlılığı kendi çıkarlarıdır. Menfaatleri sona erdiğinde dün yanında olduklarına bugün sırt çevirmekten çekinmezler. Çünkü dostlukları da ilkeleri de çıkarları kadardır.
Haksızlık karşısında sessiz kalanlar, gün gelir aynı haksızlığın mağduru olurlar. O gün geldiğinde ne kendi içlerinden bir cesaret çıkarabilirler ne de yanlarında kendileri için ses yükseltecek insanlar bulabilirler. Çünkü sessizlik, çoğu zaman haksızlığa ortak olmaktır.
Omurgasızlık, insanı önce kendi nefsine, ardından güce ve otoriteye esir eder. Güç kimdeyse onun yanında saf tutanlar, aslında özgür bireyler değil; iradesini teslim etmiş kişilerdir. Onurlu yaşamak yerine sürünmeyi tercih edenler, hiçbir zaman gerçek anlamda dik durmayı öğrenemezler.
En tehlikeli omurgasızlık ise; gördüğü yanlışı bildiği hâlde susmak, zulme ve adaletsizliğe menfaati uğruna sessiz kalmaktır. Vicdan sustuğunda insan, kendi yanlışını bile doğru görmeye başlar.
Onurunu kaybeden insanlar çoğu zaman hatalarına bahaneler üretir. Her yanlışın arkasına bir mazeret sığınır, kendilerini haklı göstermeye çalışırlar. Oysa vicdan sustuğu anda insan, kendi yanlışını bile doğru görmeye başlar. İşte asıl tehlike de budur.
Tarih; ilkeli duranları, adalet için mücadele edenleri ve gerektiğinde bedel ödeyenleri yazar. Kişiliksizliği, omurgasızlığı ve onursuzluğu ise unutulmaya mahkûm eder. Çünkü toplumlar; çıkarına göre yön değiştirenleri değil, karakteriyle iz bırakanları hatırlar.
İlkesizliğin normalleştiği, menfaatin karakterin önüne geçtiği bir toplumda güven de adalet de zayıflar. Bu nedenle her insan önce kendi omurgasını, yani değerlerini korumalıdır. Çünkü onur bir kez kaybedildiğinde yerine konulabilecek hiçbir makam, servet veya güç yoktur.
Esen kalın, sporla kalın.