CİB HABER
Yerel Gündem

Kurum: Binalarda enerji tüketiminde yüzde 25 tasarruf

Giriş: 1 Eylül 2026 14:57 • Güncelleme: 7 Ekim 2026 15:23

Bakan Kurum, Ankara’daki diplomatik toplantıda iklim krizine karşı küresel dayanışma çağrısı yaptı. Antalya’daki iklim zirvesi öncesi 2035’e yönelik somut eylem planlarını ve enerji verimliliği hedeflerini paylaştı.

ANKARA - BHA

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, başkentte gerçekleştirilen “Diplomatik Misyonlar için Bilgilendirme Toplantısı” çerçevesinde, iklim değişikliğiyle mücadelede atılan adımları ve Antalya’daki iklim zirvesi hazırlıklarını değerlendirdi. Kurum, toplantıda hem mevcut küresel sorunlara hem de geleceğe yönelik stratejik vizyona dair kapsamlı bir sunum yaptı.

Konuşmasının başlarında Nepal’de meydana gelen sel felaketine değinen Kurum, bu afetin tüm dünyayı derinden üzdüğünü ve iklim krizinin tanımamazlık edilemeyecek bir tehdit haline geldiğini belirtti. Doğanın dengesinin bozulması durumunda coğrafi sınırların anlamsızlaştığını vurgulayan Kurum, “Doğanın dengesi bozulduğunda, haritalara gururla çizdiğimiz o sınırların hiçbir anlamı kalmıyor. Sel suları vize sormuyor. Kasırgalar kontrolümüzden geçmiyor. İklimin öfkesi hiçbir diplomatik kuralı tanımıyor” şeklinde konuştu.

İklim krizinin evrensel bir mücadele gerektirdiğini savunan bakan, “Şayet bir kriz sınırları aşıyorsa, biz de sınırları aşan bir irade göstermeye mecburuz. Tam da bu nedenle diyorum ki iklim adaleti, bu zorlu yolculukta bizim yegane pusulamız olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Afrika kıtası ve küçük ada devletlerinin iklim değişikliğinin en ağır faturasını ödediğine dikkat çeken Kurum, bu bölgelerin krizin sebeplerinde hiçbir sorumluluğu olmadığını hatırlattı. “Bu küresel fırtınada hiçbir sorumluluğu, hiçbir suçu olmayan Afrika ülkelerinin, küçük ada devletlerinin en ağır bedeli ödemesine asla göz yumamayız, yumayacağız. COP31 masasında, sessiz yığınların ve kırılgan coğrafyaların en gür sesi olacağız” dedi.

Ankara’daki buluşmanın sıradan bir hazırlık toplantısı olmadığını vurgulayan Kurum, “Biz buraya gelecek nesillere, henüz doğmamış torunlarımıza bırakacağımız dünyanın geleceğine dokunmak için geldik” açıklamasında bulundu.

“Ortak rota ve diyalog önceliği”

Antalya’da düzenlenecek iklim toplantılarına ilişkin stratejilerini de paylaşan Kurum, sürecin “diyalog, uzlaşı ve aksiyon” olmak üzere üç temel üzerine inşa edildiğini söyledi. “Önce birbirimizi gerçekten, yargılamadan dinleyeceğiz. Kapalı kapılar ardında diplomatik manevralar yapmayı bir kenara bırakıp, masada açık yüreklilikle konuşacağız. Sonra ortak zeminimizi büyüteceğiz” diyen Kurum, farklılıkların bir zenginlik kaynağı olduğunu belirtti: “Unutmayacağız ki farklılıklarımız bizim zayıflığımız olamaz; farklılıklarımız bizim en büyük zenginliğimizdir. Aynı gemideyiz ve rotamız birdir. En sonunda da o kağıt üzerindeki süslü cümleleri eyleme, icraata; yani sokağa, fabrikaya, tarlaya, gerçek hayata indireceğiz.”

Kurum, artık sadece hedef belirlemenin yetersiz kaldığını vurgulayarak, “Dünyanın masa başında sürekli yeni hedefler belirlemeye ihtiyacı yok. Dünyanın yegane ihtiyacı, o hedefleri tarlada, sanayide ve şehirlerde eyleme dönüştürecek sarsılmaz bir iradedir” dedi.

“Uygulama COP’u” vurgusu

Antalya’daki sürecin “Uygulama COP’u” olarak tarihe geçmesini arzu ettiklerini belirten Kurum, Paris Anlaşması’na da atıfta bulundu. “Paris Anlaşması'nın imzalandığı günü, kıymetli bakanın, elindeki o tahta tokmakla masaya vurarak mutabakatı ilan ettiği anı çoğunuz hatırlarsınız” diyen Kurum, o anın önemini şöyle anlattı: “O tokmak sesi, aslında yeni hedefler koymanın ötesinde, masadaki diplomasi çağını bitirip, sahadaki eylem çağını başlatan tarihi bir uyanış ziliydi.”

İmzalanan anlaşmaların sahada karşılık bulması gerektiğini vurgulayan Kurum, “O gün kağıda dökülen imzaları, Antalya'da gözle görülür somut devrimlere dönüştürmek, insanlığa verdiğimiz umudu hayata geçirmek, boynumuzun borcudur” diye konuştu.

“Tek başına çözülmeyecek”

İklim krizinin tek bir ülkenin aklıyla durdurulamayacağını belirten Kurum, çözümün kolektif dayanışmada yattığını ifade etti. Anadolu’nun geleneksel “imece” kültürünü örnek gösteren Kurum, “İklim krizi gibi devasa bir fırtınayı tek bir ülkenin aklıyla durdurmak imkansızdır. Başarıya ulaşmanın tek yolu bizim geleneksel ‘imece’ kültürümüzdür” dedi.

Ülkelerin teknoloji, finansman ve bilgi alanlarında iş birliği yapması gerektiğini vurgulayan Kurum, Yunus Emre’nin “Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz” sözüne atıfta bulunarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Elimizdeki teknolojiyi, finansmanı ve bilgiyi paylaşırsak bu büyük krizden güçlenerek çıkarız. Duvarlar örüp kendi sınırlarımız içine çekilirsek, o büyük iklim fırtınası hepimizi yutar.”

Kurum, “Bizler Antalya’da, dünyanın en büyük imecesini kuracağız, küresel imeceyi tarihin altın sayfalarına yazacağız” ifadelerini kullandı.

2035 hedefleri ve enerji dönüşümü

Türkiye ile Avustralya’nın iklim değişikliğiyle mücadelede ortak adımlar attığını belirten Kurum, 2035 yılına kadar altı büyük küresel atılımın hayata geçirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. Bu kapsamda elektrifikasyonun küresel payının yüzde 35’e çıkarılacağını, küresel atık artışının yarıya indirileceğini ve binalardaki enerji tüketiminin yüzde 25 oranında azaltılacağını söyledi.

Sanayi sektöründe döngüsel malzeme kullanımının yüzde 15 seviyesine yükseltileceğini ve iklim okuryazarlığının toplumda yaygınlaştırılacağını belirten Kurum, “İklim Uygulama Köprüsü”nün de kurulacağını duyurdu.

Özel sektöre yönelik çağrıda bulunan Kurum, “Trilyonlarca dolarlık gücü elinde tutan bankalar, yatırımcılar ve dev şirketler artık ellerini taşın altına koymalı ve bu geçiş sürecine aktif katkı sağlamalıdır” diyerek konuşmasını tamamladı.

Kaynak: BHA