ANKARA - BHA
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 26 Ağustos'ta idrak edilen Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü vesilesiyle kamuoyuna bir bildiri sundu. Bahçeli, metinde şu ifadelerle görüşlerini dile getirdi:
"Türk ulusunun tarihte iz bırakan serüveni, sayısız büyük imparatorluğun temellerinin atılmasına, nice fetihlerin destanlaşan gücüne ve nesiller boyu gururla taşınarak geleceğe yön veren zafer anılarına tanıklık etmiştir.
Her bir zafer, o dönemin koşulları içinde verilen varoluş mücadelesini şeref ve onurla sonuçlandırmış; her fetih, Türk'ün devlet kurma azmine yeni bir alan açmış; şehit ve gazilerimizin kahramanlığı ise torunlarımıza şanlı bir miras bırakmıştır.
Bu süreçte, gerçekleştiği günün sınırlarını aşarak yüzyılların gidişatını belirleyen, üzerinde yaşadığımız toprakların adını, kaderini ve siyasi yapısını kökten değiştiren özel tarih durakları mevcuttur.
26 Ağustos 1071 tarihli Malazgirt Zaferi, işte tam da bu çerçevede tarihin yönünü yeniden şekillendiren, coğrafyaların istikametini tayin eden mübarek bir kader anıdır.
Malazgirt'e uzanan yol bir günde açılmamıştır. Türk'ün bayrağını taşıyıp İslam'ın sancaklarını dalgalandıran Türk beyleri, önce 1040 Dandanakan Zaferi ile Horasan'daki siyasi güçlerini ilan etmiş; Çağrı Bey'in Anadolu'ya uzanan keşif seferleri bu yeni ufukların öncü adımlarını oluşturmuş; 1048 Pasinler Zaferi ile küffara ilk ağır darbelerden biri indirilmiş; Tuğrul Bey ile süreç ivme kazanmış; Sultan Alparslan'ın 1064'te Ani'yi fethetmesiyle daha ileri bir aşamaya geçilmiştir.
Afşin Bey ve diğer Türk komutanlarının Anadolu içlerine yaptığı akınlarla Bizans'ın Doğu'daki egemenliği adım adım kırılmış; Türk atlılarının bastığı her toprak, yaklaşan büyük fethin ve Türk hakimiyetinin habercisi olmuştur.
26 Ağustos 1071 Cuma günü geldiğinde Sultan Alparslan, ordusunun düzenini gözden geçirmiş, beylerine son talimatlarını vermiş, cuma namazını kılmış ve ardından beyaz şehadet libasını giyerek Malazgirt Ovası'na doğru yola çıkmıştır.
Malazgirt'e kefeniyle çıkan Sultan Alparslan'ın önünde zafer, gönlünde uğruna can verilecek Türk milletinin evrensel devlet ideali ve aklında Tammetül Kübra'ya dek Türk milletine yurt olacak Anadolu vardı.
Hakanının ölümü göze aldığı bir yerde neferin tereddüdüne, korkunun saflara yayılmasına ve inkarcıların iman dolu yüreklerin önüne geçmesine imkân yoktur.
Malazgirt Ovası'nda Turan taktiğiyle çemberi daraltan Türk süvarisi, Sultan Alparslan'ın mahir komutanlığı altında Roma'nın doğudaki mirasını taşıyan Bizans'ı güneşle beraber batıya sürmüş; Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir.
Zaferin ardından Anadolu'ya yayılan Türkmen varlığı, kurulan beylikler, yürütülen iskân ve imar hamleleriyle bu coğrafyada kök salmış; Selçuklu'dan Söğüt'e, Edirne'den İstanbul'a, İstanbul'dan Ankara'ya uzanan Anadolu'daki Türk varlığını ebedi kılan bu kesintisiz tarih hattında değişen tek şey başkentler olmuş; Türk milletinin Anadolu'ya sahip olma, devletini yaşatma ve kendi mukadderatına hükmetme iradesi değişmemiştir.
Horasan'dan kopup Pasinler'de kuvvet bulan, Malazgirt'te büyük bir zaferle Anadolu'nun bağrına yürüyen Türk iradesinin hükmü silinmeyecek; bu toprakların üzerinde yükselen ezan, dalgalanan ay yıldızlı al bayrak ve yaşayan Türk devleti, o kutlu günün çağlar ötesindeki şahidi olmaya devam edecektir.
Sultan Alparslan'ı, onunla aynı safta şehadeti göze alan aziz neferlerini; Anadolu'yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, imarla mamur eden, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum.
Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun!"