Fatih Sultan KAR - BHA
7 Kasım, Kazım Koyuncu'nun doğum günü. Şarkılarıyla ve duruşuyla yüreklere dokunan güzel insan geçti bu topraklardan. O yaşadı. Yollar gördü yaşadığını. Şarkılar, türküler gördü. Çocuklar, gençler gördü... Hayallerine ve cesaretine güvendiği, “arkadaşlarım” dediği gençler... Onun tılsımlı sesine ve müziğine kendini bırakan gençler...
Gördü. Ama o gitti. Dağları, denizleri, gökleri bize bırakarak... Baharları, yazları, kışları... Kuşları, balıkları, kedileri... Şarkıları, türküleri, yolları bize bırakarak gitti. Yaşama en çok yakışan Karadeniz'in hırçın çocuğu sonsuzluğa uçtu. Kuşlar kadar özgür artık tanıdık bildik göklerinde. Doğduğu, büyüdüğü topraklara, Hopa'ya uğurladık onu.
Kazım Koyuncu, Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy'de (Pançol) doğdu. Çocukluğu çok sevdiği babaannesinden masallar ve “üstadım” dediği kemençeci Yaşar Turna'dan türküler dinleyerek geçti.
Ortaokula başladığı yıl, köyün aydın insanlarından olan babası ona bir mandolin aldı. Ayrıca kendisinden habersiz kursa yazdırdı. Daha sonra Almanya'da yaşayan amcasının getirdiği gitar sayesinde müzikle daha da içli dışlı oldu.
Lise yıllarında iki Fransız şairden çok etkilendi. O dönemler kitap okumayı çok seviyordu. Kendisi şair olamadı ancak sevenlerinin deyişiyle “şair ceketli çocuk” oldu.
Kaymakam, vali mi olacağım, zaten yapmazlar
Kazım Koyuncu, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde okumaya başladı. İlk yıl düzenli olarak okuluna gitti ancak daha sonra müzik yavaş yavaş ruhuna işlemeye başladı.
Kazım Koyuncu, kendisiyle yapılan bir söyleşide bu durumu şöyle anlatıyordu:
“Çocukluğumdan beri müzikle ilgiliydim. Üniversite, müzikle ilgilenmem için iyi bir bahaneydi. Politikacı ya da kaymakam mı olacağım, zaten yapmazlar deyip üniversiteyi son sınıfta bıraktım ve tamamen müzikle ilgilenmeye başladım. Başarısız olsaydım ki bir külkedisi hikâyesi değil bu ve sebepleri de var, ahlayıp vahlanmayacaktım.”
Müzik her anında vardı
Okuldan ayrıldıktan sonra 1991 yılında Çağdaş Sanat Atölyesinde tanıştığı Ali Elver ile “Dinmeyen” adlı bir müzik grubu kurdu. Grup, 1996 yılında tek albümleri olan “Sisler Bulvarı”nı çıkardı. Bu grup, Karadeniz ezgilerinin yanında Türkçe ve politik müzik de yapıyordu.
Kazım Koyuncu, Çağdaş Sanat Atölyesinin o yıl sahneye koyduğu “Faşizmin Korku ve Sefaleti” adlı oyunun müziklerini yaptı. Burada tanıştığı Mehmedali Barış Beşli ile dünyanın ilk Lazca rock müzik grubu Zuğaşi Berepe'yi (Denizin Çocukları) kurdu.
Lazlara soluk oldu
Kazım Koyuncu, Zuğaşi Berepe'nin hem bas gitaristi hem de vokalistiydi. Grubun yaptığı müzik, Kazım Koyuncu'nun hassasiyetini dile getiriyordu. Lazcanın unutulmasına, doğayı kirletenlere, Karadeniz otoyoluna karşı açıkça tavır koyuyordu.
Zuğaşi Berepe, Lazlarla ilk buluşmasını 1993 yılında Rize'nin Pazar ilçesindeki şenlikte gerçekleştirdi. Lazlar, yıllarca dinledikleri müzikten farklı olarak kemençe yerine gitar çalan bu uzun saçlı, küpeli adamları ilk anda pek anlamadı.
Ancak Zuğaşi Berepe çok geçmeden İstanbul'da, özellikle de üniversite gençliği arasında dinlenen ve dikkat çeken bir grup olmayı başardı.
Grup, zamanla Karadeniz'e özgü tulum ve kemençe gibi enstrümanları da müziklerine katmaya başladı. Konserleri de gittikçe kalabalıklaşıyordu. Çok geçmeden Karadenizliler de bu grubu keşfettiler. Kendi seslerini dinlettiren bu grupla bir anlamda barıştılar.
Grup, 1995 yılında oldukça sert rock motiflerini içeren ve Batılı enstrümanlarla çalınan parçalardan oluşan “Va Mişkunan” (Bilmiyoruz) albümünü çıkardı. Kazım Koyuncu'nun tüm hırçınlığı ve isyanı bu albümde iyiden iyiye kendini hissettiriyordu. O artık İstanbul'a ulaşan Karadeniz'in hırçın bir dalgasıydı.
Zuğaşi Berepe, 1998 yılında bir konser albümü olan “Brüksel Live”ı çıkardı. Ancak bu albümden çoğaltılmamak üzere yalnızca 130 adet basılmıştı.
Grup aynı yıl “İgzas” (Yürüyor) albümünü çıkardı. İgzas'ta Kazım Koyuncu, Lazca ve Hemşincenin unutulmaması gerektiğini vurguluyordu. Ancak “İgzas”, ilk albümleri “Va Mişkunan” kadar başarılı olamadı.
Bir şey dedi mi yapardı
Kazım Koyuncu kısa bir süre sonra gruptan ayrılmaya karar verdi. Nedeniyse grubun bürokrasisinin onun üzerinde yoğunlaşmasıydı. Bu durumdan hiç de hoşnut olmayan Kazım Koyuncu, bir gün “Bırakıyorum” dedi ve gruptan ayrıldı. Sahne gerisi ve bürokrasi onu çok yormuştu.
Megrel halk şarkısı “Didou Nana”ya sesiyle hayat verdi. Zuğaşi Berepe'den ayrıldıktan sonra bir süre Serüvenciler grubunda çalışan Kazım Koyuncu, 2000 yılında kolektif bir çalışma olan “Salkım Söğüt-2” albümünde “Didou Nana”, “Golas Empua Yulun” ve “Dağlarda Kar Sesi Var” isimli üç şarkısını seslendirdi.
Kazım Koyuncu, 2001'de ilk solo albümü olan “Viya!”yı çıkardı. Bu albümünde Karadeniz müziğinin geleneksel enstrümanları kemençe ve tulumu, rock müziğin vazgeçilmezi bas gitar, elektro gitar ve bateri gibi enstrümanlarla buluşturuyordu.
Koyuncu, bu albümde Laz halk ezgileri ve...