CİB HABER
Yaşam

Nilüfer Kent Konseyi: Katı atık projesinde bilimsel gerçekler

Giriş: 16 Eylül 2026 08:58 • Güncelleme: 30 Ekim 2026 02:39

Nilüfer Kent Konseyi, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası'nın katı atık tesisine dair 53 sayfalık raporunu paylaşarak projenin aktif fay hattından içme suyu havzasına kadar kenti tehdit ettiğini açıkladı.

BURSA (İGFA) - Bursa'da uzun süredir kamuoyunda tartışma konusu olan katı atık entegre tesisi ile ilgili olarak, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) tarafından hazırlanan detaylı teknik raporun sonuçları, Nilüfer Kent Konseyi tarafından basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.

Nilüfer Kent Konseyi binasında gerçekleşen bu önemli buluşmaya; Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Okan Aydın ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Murat Yaşar iştirak etti. Toplantıda, raporun içinde yer alan ve dikkati çeken bilimsel bulgular katılımcılarla paylaşıldı.

“YANGINDAN MAL KAÇIRIR GİBİ HAREKET EDİLMEMELİ”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, sürecin başlangıcından bu yana dile getirilen itirazların, ÇMO’nun ortaya koyduğu rapor sayesinde artık sağlam bir bilimsel dayanak noktasına kavuştuğunu dile getirdi. Projenin aceleye getirilerek kentin geleceğinin tehlikeye atılmaması gerektiğine dikkat çeken Aydın, şunları söyledi: “Bursa’nın önümüzdeki on yıllarını doğrudan etkileyecek bu denli hacimli bir yatırımda, kabul edilemez düzeyde ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süresinin sona ermesine çok az gün kala, üzerinde sağlıklı bir tartışma yürütebileceğimiz somut bir uygulama projesinin ortada bulunmaması büyük bir sorun. 10 yıl öncesine ait teknoloji verileri ve bilgilerle bugünkü Bursa gerçeklerine bir şeyler dayatılmaya çalışılmaktadır. Çevre Mühendisleri Odası’nın yayımladığı bu rapor, tarihe geçecek son derece değerli bir itiraz ve şerh niteliği taşımaktadır. Bizim talebimiz, bu sürecin yangından mal kaçırır gibi yönetilmesinin önlenmesi; bunun yerine şeffaf, demokratik, katılımcı ve kentin tüm paydaşlarıyla birlikte uzun vadeli bir perspektifle ele alınmasıdır.”

“ÇED SÜRESİ DOLUYOR DİYE BİLİMSEL GERÇEKLER YOK SAYILAMAZ”

ÇMO’nun hazırladığı 53 sayfalık raporun içindeki verileri aktaran Nilüfer Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Okan Aydın, Haziran ayından itibaren sürdürülen mücadelenin, bilimsel verilerle birebir örtüştüğünü vurguladı. Hukuki süreçler nedeniyle geçerlilik süresi 2 Ekim 2026 tarihine kadar uzatılan ÇED raporunun, mevcut koşulları karşılamaktan uzak olduğunu ifade eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü: “ÇED raporunda 197 hektar olarak belirtilen proje alanının 117 hektarlık kısmının, yani yaklaşık yüzde 60’ının hangi amaçla kullanılacağı hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Yetkililer aylardır projenin hazırlandığını iddia etse de, süre dolarken ortada ne bir şirket ne de somut bir proje görünmektedir. ÇED süresinin kaçırılmaması ve mevzuat gereğince alanda bir çivi çakılmış gibi gösterilme amacı güdülen bu durum, adeta bir dayatma niteliği taşımaktadır.”

“TÜM BURSA’NIN SU GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR”

Bölgenin sismik ve çevresel risklerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Okan Aydın, şu uyarılarda bulundu: “2024 yılı bilimsel literatüründe tanımlanmış, 1855 Bursa depremlerinin kaynağı olarak gösterilen ve 2026 yılı güncel MTA verilerinde de yer bulan 95 kilometre uzunluğundaki aktif Kayapa-Yenişehir fayı, tam olarak bu sahanın yakınından geçmektedir. Çatlaklı toprak yapısında olası bir sarsıntıda, sızıntı sularının yer altı sularına karışma riski son derece yüksektir. Ayrıca 2014 ve 2015 yıllarında bu süreç başlatıldığında Çınarcık Barajı, kentin içme suyu havzası konumunda değildi; ancak günümüzde Çınarcık, Bursa’nın ana içme suyu kaynağı haline gelmiştir. Proje sahasının içinden geçen Küçük Karaağaçlı Deresi ve bölgedeki karstik zemin yapısı göz önüne alındığında, yaşanacak bir sızıntının Kayapa Göleti’ne, Uluabat Gölü’ne ve Çınarcık Barajı havzasına ulaşma olasılığı teknik açıdan dışlanamamaktadır. Bu gelişme, sorun sadece bölgesel boyutta kalmayıp, tüm Bursa’nın su güvenliğini doğrudan tehdit eden kritik bir boyuta taşınmıştır.”

“SONDAJ VERİLERİ YETERSİZ”

Sahanın jeolojik zemin yapısına dair teknik değerlendirmeleri paylaşan Nilüfer Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Jeoloji Yüksek Mühendisi Murat Yaşar, bölgedeki zemin incelemelerinin kabul edilemez ölçüde yetersiz olduğunu belirtti. Bölgenin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre “2.1 önemli alan” sınıflandırması altında yer aldığını hatırlatan Yaşar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bu sınıflandırma, bahse konu sahanın aşırı derecede çatlaklı ve su sızıntısına yatkın bir zemin karakterine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Yaklaşık 2 milyon metrekarelik bu devasa alan için yalnızca 8 metre derinliğinde 5 adet sondaj işlemi gerçekleştirilmiştir. 2 milyon metrekarelik bir alan için sunulan bu veriler, hiçbir bilimsel kriteri karşılamamaktadır. Alanda yeraltı suyunun takibini sağlayacak bir piyezometre ağı kurulmamış olup, hidromekanik ve hidrojeolojik modellemeler de yapılmamıştır. Olası bir sızıntının hangi yöne akacağı, yeraltı suyu havzalarına nasıl karışacağına dair herhangi bir somut simülasyon bulunmamaktadır. Bilim, sürekli güncellenmeyi gerektirir. 2016 yılındaki koşullar ve eksik sondaj verileriyle hazırlanmış bir rapor üzerinden günümüzde bu denli kritik bir tesis inşa edilemez; sahanın baştan sona yeniden projelendirilmesi ve güncel parametrelerle değerlendirilmesi zorunludur.”

Kaynak: IGF HABER