CİB HABER
Belediye

RTÜK Başkanı Daniş: Türk dizileri Türkiye'yi dünyaya anlatıyor

Giriş: 28 Ağustos 2026 11:16 • Güncelleme: 8 Ekim 2026 07:53

RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Türk dizilerinin 170 ülkede 1 milyar izleyiciye ulaştığını ve bir milyar dolarlık ihracat geliri sağladığını açıkladı. Daniş, dizilerin kültürel bir köprü işlevi gördüğünü vurguladı.

ANKARA - BHA

İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri” temalı panelde konuşan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, Türk dizi endüstrisinin uluslararası alandaki istatistiksel başarılarını ve bu başarının kültürel yansımalarını masaya yatırdı. Panel, “Kamu Diplomasisinde Bir Başarı Hikâyesi: Türk Dizileri” başlığı altında ele alındı. Daniş, sunumunda Türk yapımının günümüzde 170’i aşkın ülkeye yayıldığını ve yaklaşık bir milyar kişilik bir izleyici kitlesine eriştiğini rakamlarla ortaya koydu. Sektörün yıllık dış ticaret dengesine katkısına da değinen Daniş, ihracat gelirinin bir milyar dolar seviyesini geçtiğini belirtti. Bu çarpıcı gelişmelerin ardından, bu başarının arkasındaki emek veren tüm kesimlere teşekkür eden Daniş, “Bu büyük başarıda emeği geçen tüm yapımcılarımızı, senaristlerimizi, yönetmenlerimizi ve ekranın arkasındaki bütün çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Dünya televizyon piyasasındaki konumlarına dikkat çeken Daniş, Türkiye’nin satış potansiyeli ve ihracat kapasitesi açısından küresel ölçekte ilk üç büyük televizyon endüstrisi arasında yer aldığını hatırlattı. Türk dizilerinin salt bir medya ürünü olarak dar bir çerçeveye sıkıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Daniş, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bugün çok gurur verici bir tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye hakkında ilk kanaatini izlediği bir Türk dizisinden edinen milyarlarca insan var. Onların ekranlarında gördüğü şehir bizim şehrimiz, duyduğu dil bizim Türkçemiz, etrafında toplandığı sofra bizim soframızdır.”

Türk dizilerinin kültür, ekonomi ve kamu diplomasisi boyutlarıyla taşıdığı öneme değinen Daniş, “Biz dünyaya sadece dizi ihraç etmiyoruz; dil, duygu, davranış, ilişki biçimi ve değer de ihraç ediyoruz” şeklinde konuştu. Türk yapımlarının ülkenin uluslararası imajını güçlendirme sürecine nasıl katkı sağladığını açıklayan Daniş, bu dizilerin İstanbul’dan Kapadokya’ya, Karadeniz kıyısından Akdeniz sahiline kadar uzanan geniş coğrafyada Türkiye’nin mimarisini, şehirlerini, yaşam tarzını ve kültürel dokusunu dünyanın dört bir yanındaki izleyicilerle buluşturduğunu vurguladı. Daniş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk dizilerimiz hikâyelerimizi dünyaya taşıyan kültürel ihracat ürünlerimizdir. Başka bir kıtada, dilimizi hiç bilmeyen bir insan, bir Türk ailesinin hikâyesinde kendi hayatından bir şeyler bulur. Türkiye’nin markalaşması süreci dediğimiz şey de tam böyle, sessizce ve birike birike kurulur. Türk dizilerinin bu tabloda özel bir yeri var. Türkiye'yi uzaktan izlenen bir ülke olmaktan çıkarıp merak edilen bir ülkeye dönüştürüyorlar. İnsanlar Türkiye'yi sadece bir ülke olarak değil, tanıdıkları karakterlerin yaşadığı, duygusal bağ kurdukları bir yer olarak görmeye başlıyorlar. Diziyi izliyor, ardından oyuncuyu merak ediyor, İstanbul'u araştırıyor, Türkçe kelimeler öğreniyor, Türkiye'ye seyahat etmek istiyor.”

Türk dizilerinin küresel ölçekteki başarısının arkasında yatan dört temel faktörü sıralayan Daniş, bunları güçlü hikâye anlatıcılığı, Türkiye’nin sunduğu görsel ve kültürel cazibe, sektörün yüksek üretim kapasitesi ve dijital platformların sağladığı yeni dağıtım olanakları olarak niteledi. Türk yapımlarının yerel hikâyelerden beslenerek evrensel duygulara hitap edebilme yeteneğine sahip olduğunu belirten Daniş, sektörün uzun soluklu projeler ve yüksek prodüksiyon kalitesi standartlarında içerik üretme konusunda önemli bir tecrübe biriktirdiğini kaydetti.

“Ekran, Evimize Uğrayan Sıradan Bir Misafir Değil; Evin En Uzun Süre Konuşan Üyelerinden Biridir”

RTÜK tarafından yürütülen Medyametre 2025 Araştırması’nın sonuçlarını paylaşan Daniş, 26 ilde 20 bin 202 katılımcıyla yapılan anket verilerine dayanarak televizyonun hâlâ Türkiye’de en çok tercih edilen medya aracı olduğunu ifade etti. Araştırmaya göre televizyon, yüzde 82,5’lik bir kullanım oranıyla bu alanda liderliğini korumaktadır. Vatandaşların günde ortalama 3 saat 40 dakikayı televizyon karşısında geçirdiğini hatırlatan Daniş, bu verinin önemini şu sözlerle vurguladı: “Bu muazzam süre bize şunu gösteriyor: Ekran, evimize uğrayan sıradan bir misafir değil; evin en uzun süre konuşan üyelerinden biridir.”

Haziran ayında gerçekleştirilen “Dijital Anafor – Ekran Bağımsızlığı Zirvesi” çerçevesinde yapılan analizlere de değinen Daniş, 2024-2025 yayın döneminde en çok izlenen beş dizideki 148 bölümün ve toplamda 400 saatlik içeriğin titizlikle incelendiğini belirtti. Bu değerlendirmede, beş diziden dördünde aile kurumunun büyük ölçüde çatışma, rekabet, entrika ve krizlerin merkezi olarak yansıtıldığının tespit edildiğini açıklayan Daniş; negatif anne-baba karakterlerinin ön plana çıkması, aile içi iletişimsizlik ve aile sofrasının sürekli olarak sırların açığa çıktığı bir gerilim mekânı olarak çizilmesinin dikkat çektiğini dile getirdi.

“Yayın Özgürlüğünü Demokratik Toplumun Temeli Olarak Görüyoruz”

RTÜK’ün içerik üreticilerine hangi hikâyeleri anlatmaları veya anlatmamaları gerektiği konusunda yönlendirici bir rol üstlenmediğini vurgulayan Daniş, yayın özgürlüğünün demokratik toplum yapısının temel taşlarından biri olarak kabul edildiğini hatırlattı. Kurumun yaklaşımını şu sözlerle netleştirdi:

“Burada RTÜK’ün yaklaşımını açıkça ifade etmek isterim: Biz içerik üreticisine ‘şu hikâyeyi anlat, bunu anlatma’ demiyoruz. Yayın özgürlüğünü demokratik toplumun temeli olarak görüyoruz. Görevimiz yalnızca ceza vermek de değildir; biz iyi yapımları destekleyen, teşvik eden bir kurumuz. Bunun yanında izleyicinin, özellikle de çocuklarımızın ve gençlerimizin haklarını korumakla yükümlüyüz; mecralar değişiyor, ama bu sorumluluk ortadan kalkmıyor.”

Bu anlayışla Aile ve Sosyal Hizmetler B...

Kaynak: BHA