Gazeteci ve belgesel yönetmeni Selim Öztürk'ün yaklaşık 13 yıl süren saha araştırması sonucunda hazırladığı "Geçmişin İzleri: Sancak" belgeseli, Balkanlardan Türkiye'ye uzanan göç hikâyesini bireysel anıların ötesine taşıyarak ortak toplumsal hafızayı kayıt altına almayı amaçlıyor. Yüzlerce saatlik görüntü kaydı ve 100'ü aşkın tanıklıkla önemli bir sözlü tarih arşivi niteliği taşıyor.İSTANBUL (İGFA) - Göç olgusu bugüne kadar çoğunlukla siyasi gelişmeler, savaşlar ve nüfus hareketleri üzerinden ele alındı. Ancak "Geçmişin İzleri: Sancak" çalışması, göçün insan hafızasında bıraktığı izleri, kültürel aktarımı ve kuşaklar boyunca taşınan aidiyet duygusunu merkeze alıyor. Gazeteci kimliğiyle uzun yıllardır Balkanlar üzerine araştırmalar yapan Selim Öztürk, çalışmanın çıkış noktasını şu sözlerle özetliyor: "Bu çalışma, sadece göç eden insanların hikâyesini anlatmak için değil; zamanın içinde kaybolmaya yüz tutmuş ortak hafızamızın izlerini kayıt altına almak amacıyla ortaya çıktı. Amacımız nostalji üretmek değil; gelecek kuşaklara aktarılabilecek toplumsal bir hafıza oluşturmak." 13 Yıllık Araştırma Süreci Yaklaşık 13 yıl süren araştırma kapsamında Türkiye'nin farklı şehirlerinde yaşayan Sancak kökenli ailelerle görüşmeler gerçekleştirildi. Çalışmanın ilerleyen aşamalarında saha araştırmaları Kuzey Makedonya ve Sırbistan'ın Sancak Bölgesi'ne taşındı. Araştırma sürecinde doğrudan göçü yaşamış, bugün 80 yaşın üzerinde bulunan 100'den fazla Sancaklı Boşnak ile kapsamlı sözlü tarih görüşmeleri yapıldı. Her röportaj yalnızca bireysel yaşam öykülerini değil; savaşları, zorunlu göçleri, kültürel dönüşümü ve kuşaklar boyunca aktarılan ortak hafızayı da kayıt altına aldı. Toplanan yüzlerce saatlik görüntü, gelecek yıllarda Balkan göçleri üzerine çalışacak araştırmacılar için önemli bir arşiv niteliği taşıyor. Uluslararası Arşiv Çalışması Belgesel yalnızca saha röportajlarıyla sınırlı kalmadı. Araştırma kapsamında Türkiye'nin yanı sıra Sırbistan, Kuzey Makedonya, Bulgaristan, Macar
Sancak göçünün sessiz tanıkları
Gazeteci ve belgesel yönetmeni Selim Öztürk'ün yaklaşık 13 yıl süren saha araştırması sonucunda hazırladığı "Geçmişin İzleri: Sancak" belgeseli, Balkanlardan Türkiye'ye uzanan göç hikâyesini bireysel anıların ötesine taşıyarak ortak toplumsal hafızayı kayıt altına almayı amaçlıyor. Yüzlerce saatlik görüntü kaydı ve 100'ü aşkın tanıklıkla önemli bir sözlü tarih arşivi niteliği taşıyor.İSTANBUL (İGFA) - Göç olgusu bugüne kadar çoğunlukla siyasi gelişmeler, savaşlar ve nüfus hareketleri üzerinden ele alındı. Ancak "Geçmişin İzleri: Sancak" çalışması, göçün insan hafızasında bıraktığı izleri, kültürel aktarımı ve kuşaklar boyunca taşınan aidiyet duygusunu merkeze alıyor. Gazeteci kimliğiyle uzun yıllardır Balkanlar üzerine araştırmalar yapan Selim Öztürk, çalışmanın çıkış noktasını şu sözlerle özetliyor: "Bu çalışma, sadece göç eden insanların hikâyesini anlatmak için değil; zamanın içinde kaybolmaya yüz tutmuş ortak hafızamızın izlerini kayıt altına almak amacıyla ortaya çıktı.