CİB HABER
Yaşam

TTB: 17 Ağustos'ta deprem hazırlığı yetersiz, sistem değişmeli

Giriş: 17 Ağustos 2026 13:03 • Güncelleme: 16 Eylül 2026 17:16

TTB, 17 Ağustos depreminin 27. yılında yayımladığı metinde, depremlerin afete dönüşmesinin arkasında yanlış planlama, denetimsiz yapılaşma ve kamusal sorumluluğun eksikliğinin yattığını vurguladı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), 17 Ağustos 1999 tarihli Gölcük depreminin 27. yıl dönümü vesilesiyle kamuoyuna bir bildiri sundu. Sözkonusu metinde, felakette can verenler saygıyla anılırken, bu acı olaydan bu yana geçen çeyrek asra rağmen ülkenin deprem tehdidine karşı beklenen düzeyde hazırlıklı olamadığına dikkat çekildi.

Yapılan değerlendirmede, Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu’nun 2010 yılında yayımladığı rapordan alıntı yapılarak, 17 Ağustos depreminin bilançosu hatırlatıldı. Rapora göre depremde 18 bin 373 vatandaş hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi yaralanırken, 5 bin 840 kişi ise kayıp olarak kayıtlara geçti. Ayrıca, felaketten etkilenenlerin toplam sayısının yaklaşık 16 milyon kişi olduğu bilgisi paylaşıldı.

“DEPREMLER DOĞAL OLAYLAR, YIKIM ÖNLENEBİLİR”

TTB’nin açıklamasında, depremlerin “afet” ya da “asrın felaketi” gibi ifadelerle nitelendirilmesinin, sorunun asıl kaynağını gizlediği savunuldu. Depremlerin doğa kaynaklı olaylar olduğu, ancak bunların yıkıcı bir afete dönüşmesinin toplumsal, siyasi ve yönetsel süreçlerle doğrudan bağlantılı olduğu belirtildi. Türkiye’de deprem tehlikesinin bilimsel olarak bilindiği halde, uyarıların göz ardı edilmesi, hatalı planlama ve uygulamalarda ısrar edilmesi ile yaşamın kâr odağına feda edilmesinin felaketin boyutunu büyüttüğü ifade edildi.

Açıklamada, “Deprem kuşağında yer alıyoruz ve deprem anında kentlerin yıkılmaması gerekir” denildi. Bunun yanı sıra, sağlık hizmetlerini sunan kurum ve kuruluşların da olası bir afette faaliyetlerini sürdürebilmesinin zorunlu olduğu vurgulandı.

“SAĞLIK TESİSLERİ DE DAYANIKLI OLMALI”

Türk Tabipleri Birliği, 6 Şubat 2023 tarihli depremlerin ardından sağlık sisteminde yaşanan olumsuz gelişmelere de işaret etti. Felaket bölgesinde hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve diğer sağlık birimlerinin yanı sıra kamusal hizmet altyapısının da ciddi hasar gördüğü aktarıldı. Bildiride, sağlık hizmetlerinin uzun bir süre çadır ve konteynerlerde sürdürülmek zorunda kalındığı; birinci basamak sağlık hizmetleri, koruyucu hekimlik, anne-bebek izleme, aşılama, kronik hastalık takibi, ruh sağlığı ve sosyal hizmet alanlarında önemli aksaklıklar yaşandığı kaydedildi.

TTB, afet sonrası yeniden yapılanma sürecinde hızlı inşaat ve kâr hırsının yerine toplumun yararının öncelikli tutulması gerektiğini belirtti. Altyapısı, ulaşım imkânları, temiz su, kanalizasyon, okul ve sağlık merkezi gibi temel unsurları eksik olan yerleşim yerlerinin, yeni halk sağlığı sorunlarına yol açtığı uyarısında bulunuldu.

“İMAR AFFLARI RİSKİ AZALTMAK YERİNE ARTIRDI”

Yapılan açıklamada, imar afları ve benzeri düzenlemelerin, riskli ve denetimsiz yapı stokunun ortadan kaldırılması yerine fiilen meşrulaştırılmasına neden olduğu öne sürüldü.

6 Şubat depremlerinin, 17 Ağustos 1999’dan çıkarılmayan derslerin ağır sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdiği belirtildi. Son 30 yılda pek çok kanun, yönetmelik ve plan hazırlanmasına rağmen deprem riskinin yeterince azaltılamadığı ifade edildi. TTB, İstanbul’un da aralarında bulunduğu tüm ülkede olası depremlere karşı hazırlık yapılması gerektiğini vurgulayarak, afet yönetiminin toplumun katılımı olmadan yürütülmemesi gerektiğinin altını çizdi.

“UNUTMAMAK, HESAP SORMAK VE DEĞİŞTİRMEKTİR”

Türk Tabipleri Birliği, 17 Ağustos’un yıl dönümünün sadece bir anma günü olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Hafıza sadece anı değil; hesap sorma, kamusal sorumluluğu hatırlatma ve değişim iradesidir” mesajını paylaştı. TTB; merkezi ve yerel yönetimler ile ilgili kurumları, afetlere ilişkin yasa, yönetmelik, plan ve yeniden inşa süreçlerini toplumla birlikte hazırlamaya ve alınan kararların eksiksiz uygulanmasını sağlamaya çağırdı. Üniversitelerin, meslek örgütlerinin, sendikaların, gönüllü kuruluşların ve toplumun afet yönetiminde eşit söz hakkı taşıması gerektiğini belirten TTB, bilimsel, demokratik ve kamusal bir afet yönetimi anlayışının hayata geçirilmesini talep etti.

Açıklama, “Bir sonraki depremi de aynı acılarla konuşmamak için afet hafızasını mağduriyetin değil, kamusal sorumluluğun ve toplumsal mücadelenin zemini haline getirmek zorundayız” ifadesiyle sona erdi.

Kaynak: IGF HABER