Furkan ERTAN - BHA
Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923’te alınan kararın 103’üncü yıl dönümünü karşılıyor. Millî Mücadele’nin yönetildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Cumhuriyet’e uzanan kararların alındığı kent, bağımsızlık mücadelesinden modern Türkiye’nin kuruluşuna kadar uzanan süreçte önemli bir rol üstlendi.
Ankara’nın başkent oluşu, yalnızca devletin yönetim merkezinin belirlenmesiyle sınırlı kalmadı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’daki direnişin örgütlendiği kent, savaşın ardından yeni devletin siyasi ve idari yapılanmasının merkezi olarak seçildi.
13 Ekim 1923’te TBMM’de kabul edilen kararla Ankara’nın Millî Mücadele boyunca fiilen üstlendiği yönetim merkezi olma görevi resmiyet kazandı. Karar, Cumhuriyet’in ilanından yalnızca 16 gün önce alındı.
Ankara, Millî Mücadele’nin merkezi haline nasıl geldi?
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamasıyla Anadolu’da işgaller başladı. İstanbul’un İtilaf Devletlerinin denetimi altına girmesi, bağımsızlık mücadelesinin Anadolu merkezli yürütülmesinde etkili oldu.
Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra Havza ve Amasya üzerinden Millî Mücadele’nin örgütlenmesine yönelik çalışmalarını sürdürdü. 22 Haziran 1919’da yayımlanan Amasya Genelgesi’nde milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararının kurtaracağı vurgulandı.
Ardından 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihlerinde Erzurum Kongresi, 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde ise Sivas Kongresi gerçekleştirildi. Bu toplantılarda millî iradeye dayalı bağımsızlık mücadelesinin esasları şekillendi.
Sivas Kongresi’nin ardından Heyet-i Temsiliye, çalışmalarını sürdürebileceği yeni bir merkez arayışına girdi. Ankara; Anadolu’nun iç kesimlerindeki konumu, demir yolu bağlantısı, Batı Cephesi’ne yakınlığı ve Millî Mücadele’ye verilen yerel destek nedeniyle öne çıktı.
27 Aralık 1919: Mustafa Kemal Paşa Ankara’da
Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyeleri, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaştı. Kentte seymenler ve Ankaralılar tarafından karşılanan heyetin gelişi, Ankara’nın Millî Mücadele tarihindeki dönüm noktalarından biri oldu.
Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya geldikten sonra çalışmalarını bir süre Ziraat Mektebi’nde yürüttü. Daha sonra Ankara Garı yakınındaki Direksiyon Binası da Millî Mücadele döneminin önemli çalışma merkezlerinden biri olarak kullanıldı.
Ankara’nın merkez olarak seçilmesi, cephelerle haberleşmenin ve Anadolu’daki millî teşkilatlarla iletişimin yürütülmesine imkân sağladı. Böylece kent, henüz resmen başkent ilan edilmeden önce bağımsızlık mücadelesinin yönetildiği yer haline geldi.
23 Nisan 1920: Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı
16 Mart 1920’de İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmesi ve Osmanlı Meclis-i Mebusanının çalışmalarının sona ermesi üzerine Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclisin toplanması kararlaştırıldı.
23 Nisan 1920 Cuma günü Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara’da açıldı. Böylece Millî Mücadele’nin siyasi yönetimi, milletin temsilcilerinden oluşan Meclis aracılığıyla yürütülmeye başlandı.
TBMM’nin ilk binası olarak kullanılan yapı, günümüzde Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak ziyaret ediliyor.
Meclisin açılmasıyla Ankara, hem yasama faaliyetlerinin hem de Kurtuluş Savaşı’nı yöneten karar mekanizmalarının merkezi oldu. Cephelerin ihtiyaçlarının karşılanması, askerî ve mali kaynakların düzenlenmesi, dış ilişkilerin yürütülmesi gibi konular Ankara’dan koordine edildi.
Sakarya Savaşı, Ankara’nın kaderini etkiledi
1921 yılında Yunan ordusunun Anadolu içlerine ilerlemesi üzerine Ankara, savaşın en kritik dönemlerinden birini yaşadı.
23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi, Ankara’nın batısındaki Sakarya hattında yapıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığında yürütülen mücadele, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı.
Sakarya Zaferi, Yunan ordusunun ilerleyişini durdururken Ankara üzerindeki askerî tehdidin gerilemesinde belirleyici oldu. TBMM, zaferin ardından 19 Eylül 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya mareşal rütbesi ve gazi unvanı verdi.
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi’nin ardından Kurtuluş Savaşı’nın askerî aşamasında belirleyici başarı sağlandı.
11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ise yeni devletin uluslararası konumunun şekillenmesinde temel gelişmelerden biri oldu.
Savaşın sona ermesiyle birlikte yönetim merkezinin neresi olacağı sorusu, yeni devletin kuruluş sürecindeki önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
9 Ekim 1923: İsmet Paşa ve 14 milletvekilinden teklif
Lozan Barış Antlaşması’nın ardından Türkiye’nin yönetim merkezinin belirlenmesi konusu daha belirgin hale geldi. İstanbul, Osmanlı Devleti’nin uzun yıllar başkentliğini yapmıştı. Ancak Millî Mücadele boyunca devlet işlerinin Ankara’dan y...









💬 Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.