ANKARA (İGFA) - Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, İ.L. başvurusunda tanık sorgulama hakkına ilişkin önemli bir karara imza attı. 24 Şubat 2026 tarihli kararda, mahkûmiyet hükümlerine esas alınan çocuk mağdurların duruşmada sorgulanamaması iki ayrı suç bakımından farklı değerlendirildi.

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI SUÇUNDA İHLAL BULUNMADI

Başvurucu, üç erkek çocuğa yönelik cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûm edildi. Yargılama sırasında mahkeme, çocukların psikolojik durumlarını ve yaşlarını dikkate alarak yeniden dinlenmelerine gerek olmadığına karar verdi. Başvurucunun tanıkların dinlenmesi yönündeki talepleri de reddedildi.

Cinsel istismar suçuna ilişkin yargılama bozma sonrasında yenilenirken çocukların görüntülü ifadelerini içeren kayıt duruşmada izlendi. AYM, savunmaya olayları anlatma ve delillerini sunma imkânı tanındığını, kayıtların izlenmesiyle çocukların ifade sırasındaki tutumlarının gözlemlenebildiğini ve babanın da duruşmada dinlendiğini dikkate aldı.

Mahkeme, somut olayda savunmanın karşılaştığı güçlüklerin yeterli güvencelerle dengelendiği sonucuna ulaşarak çocukların cinsel istismarı suçu bakımından tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.

KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNDA İHLAL KARARI

AYM, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise farklı bir sonuca ulaştı. Bu suçla ilgili yargılamada çocukların görüntülü ifade kayıtları duruşmada izletilmedi. Ayrıca çocukların yeniden dinlenmemesinin veya kayıtların gösterilmemesinin gerekçesine ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunamadı.

AYM, güvenilirliği ve doğruluğu savunma tarafından etkili biçimde sınanamayan mağdur ifadelerinin mahkûmiyette belirleyici ölçüde kullanıldığını, savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edecek güvencelerin sağlanmadığını değerlendirdi. Kararda, cinsel istismar suçuna ilişkin bozma kararının diğer suç bakımından istinaf aşamasında kesinleşen hükme yansıtılamamasından kaynaklanan durum da dikkate alındı.

Sonuç olarak AYM Genel Kurulu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Karar, kırılgan mağdurların korunması ile sanığın tanıkları sorgulama hakkı arasında adil bir denge kurulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.