Hem küresel ölçekte hem de Türkiye sınırları içinde, tüketim aşamasına ulaşamadan atılan gıda miktarı her yıl milyonlarca tonu buluyor. Ancak bu durumun maliyeti, sadece kaybolan besin maddesiyle sınırlı kalmıyor. Tarladan sofraya uzanan uzun zincirde harcanan su kaynakları, elektrik enerjisi, insan emeği ve finansal sermaye de aynı anda heba oluyor.

Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, bu durumun yalnızca çevresel veya toplumsal bir boyutu olmadığını, aynı zamanda doğrudan ekonomik sonuçları olan stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Üretim sürecinde devreye giren her türlü kaynağın ülke ekonomisi için somut bir karşılığı olduğunu hatırlatan Özen, gıda kayıplarının azaltılmasının; gıda güvenliğini sağlama, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma ve maliyetlerin denetim altında tutulması açısından giderek kritik bir önem taşıdığını ifade etti.

"GIDA İSRAFI FİYATLAR ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR"

Bir gıda maddesinin tüketiciye ulaşıncaya kadar kat ettiği süreçte pek çok aşamada maliyet oluştuğuna dikkat çeken Özen, israf edilen ürünle birlikte bu süreçte sarf edilen tüm kaynakların da geri dönüşü olmayacak şekilde kaybolduğunu belirtti. Özen, "Tarlada kullanılan su, gübre, enerji ve işçilikle başlayan süreç; taşıma, depolama, üretim ve servis aşamalarına kadar devam ediyor. İsraf edilen her ürün, aslında bu kaynakların tamamının da boşa gitmesi anlamına geliyor. Bu nedenle gıda israfı yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik bir verimsizlik problemidir. Kaynakların etkin kullanılmaması, uzun vadede maliyetleri artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor" dedi.

Gıda israfının azaltılmasında planlı üretimin belirleyici olduğuna işaret eden Özen, endüstriyel yemek sektörünün bu alanda önemli bir model sunduğunu dile getirdi.

Talep planlaması, porsiyon kontrolü, doğru stok yönetimi ve gıda güvenliği uygulamalarının kayıpları önemli ölçüde azaltabildiğini söyleyen Özen, sektörün yalnızca yemek üretmediğini; aynı zamanda tüketim miktarını analiz ederek kaynakları buna göre yönettiğini kaydetti. Özen, "Üyelerimiz her gün binlerce kişiye hizmet verirken doğru planlama sayesinde hem kaliteli üretim gerçekleştiriyor hem de gıda kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor. Endüstriyel yemek sektörü yalnızca yemek üreten değil; analiz eden, planlayan ve kaynakları etkin yöneten bir yapıya sahiptir" ifadelerini kullandı.

MÜCADELE YALNIZCA ÜRETİCİNİN SORUMLULUĞU DEĞİL

Sektörde alınan önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını belirten Başkan Özen, gıda israfıyla mücadelenin üreticiden tüketiciye kadar toplumun bütün kesimlerini kapsaması gerektiğini söyledi.

Kamu kurumları ve özel sektörün yanı sıra vatandaşların da alışveriş, saklama ve tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çeken Özen, sözlerini şöyle tamamladı:

"İsraf edilen sadece yemek değildir. O ürünün yetişmesi için harcanan su, enerji, zaman ve emek de kaybedilmektedir. Daha sürdürülebilir bir gelecek için üretimden tüketime kadar her aşamada kaynaklarımızı korumak zorundayız. Gıda israfını azaltmak hem ülke ekonomisine hem de gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur."