İzmir merkezli İGFA'nın aktardığına göre, Hollanda merkezli Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV), Almanya'dan Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ile Brüksel'de faaliyet gösteren FRUCOM'un idarecileri, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) tarafından Türkiye'ye davet edildi. 29 Ağustos ile 3 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu kapsamlı ziyarette, sektörün Avrupa'daki temsili kuruluşları ağırladı.
Ziyaret programı, tarladan laboratuvara, üretim tesislerinden uluslararası pazarlama ağına kadar uzanan değer zincirinin her bir halkasını mercek altına aldı. Avrupalı heyet, Türk kuru meyve sektörünün sahasındaki dinamiklerini bizzat gözlemleme imkanı buldu.
Aydın'daki program kapsamında, kuru incir yetiştiriciliği yapan bahçeler ile ürünlerin işlenip ihraç edildiği tesisler gezildi. Sarılop cinsi kuru incirin yetiştirildiği doğal koşullar, toplama ve kurutma teknikleri, ürünün kabulü, sınıflandırılması, kalite denetimi ve dış pazarlara hazırlanma süreçleri heyete detaylıca anlatıldı. Ayrıca İncir Araştırma Enstitüsü'nde verimliliği ve ürün kalitesini yükseltmeye yönelik projeler ile gıda güvencesini sağlamaya yönelik teknik uygulamalar aktarıldı. İzmir'de gerçekleştirilen Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ziyareti ise bitki sağlığı, pestisit ve hastalıkla mücadele yöntemleri ile ürünün güvenirliği üzerine yürütülen çalışmaları içermekteydi.
Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında, sektörün önde gelen temsilcilerinin katılımıyla kritik bir bilgilendirme oturumu düzenlendi. Bu toplantıda, Avrupa kuru meyve piyasasındaki son eğilimler, alım yapan firmalar ve perakende sektörünün beklentileri, sürdürülebilirlik baskıları ve Avrupa Birliği mevzuatındaki son değişiklikler masaya yatırıldı. Türk menşeli kuru kayısı, kuru incir ve çekirdeksiz kuru üzümün kıta pazarındaki rekabetçi durumu derinlemesine analiz edildi.
Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, Avrupa pazarının Türk kuru meyve üreticileri için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Gabay, üretimden uluslararası yasal düzenlemelere kadar geniş bir perspektifle çalıştıklarını belirterek, "Üreticilerimizle sahalarda kalite standartlarını ve gıda güvenliğini üst seviyeye taşıyor, araştırma merkezlerimizle bilimsel temelimizi sağlamlaştırıyor, ihracatçılarımızla da küresel pazarların taleplerine uyum sağlıyoruz" açıklamalarında bulundu.
Türk kuru meyvesinin küresel pazardaki üstünlüğünün derin köklü üretim gelenekleri ve gelişmiş teknik altyapıya dayandığını hatırlatan Gabay, Avrupalı ortaklara üretimden ihracata kadar olan sürecin bizzat yerinde gösterildiğini ifade etti. Oturumlarda, AB içinde yürürlüğe giren veya tartışma aşamasındaki düzenlemelerin sektöre yansımaları da ele alındı. Gabay, gıda güvenliğinden ödün verilemeyeceğinin altını çizerek, ancak yeni kuralların bilimsel verilere dayalı ve pratikte uygulanabilir olması gerektiğini dile getirdi.
Ayrıca, üretim planlamasının ve tedarik zincirinin yeni kurallara uyum sağlaması için yeterli adaptasyon sürelerinin tanınmasının kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Programın Manisa ayağında ise çekirdeksiz kuru üzüm tedarik zinciri incelendi. Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek Ar-Ge projeleri, laboratuvar kapasitesi ve gıda mühendisliği alanındaki gelişmeler hakkında bilgi alındı. Bunun yanı sıra üzüm bağları, sergi alanları ve kuru üzüm işleme tesislerinde hasat, kurutma, kalite kontrol ve pazarlama aşamaları sahada değerlendirildi.
Ziyaretin kapanışında, Avrupalı temsilcilerin Türkiye'de edindikleri tecrübeleri ve gözlemleri kendi ülkelerindeki yetkili kurumlarla paylaşacakları konusunda anlaşmaya varıldı. Teknik diyalogun kesintisiz sürdürülmesi ve ortak projelerin hayata geçirilmesi yönünde mutabakat sağlandığı bildirildi.









💬 Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.