ELAZIĞ (İGFA) - Anadolu topraklarında binlerce yıllık medeniyet birikimini gelecek nesillere aktarmayı hedefleyen Elâzığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, düzenlenen özel bir törenle kapılarını ziyaretçilere açtı.
Açılış törenine Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy katılırken, programda Elâzığ Valisi Numan Hatipoğlu ile Elâzığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları da hazır bulundu.
Törende bir konuşma gerçekleştiren Bakan Ersoy, Anadolu’nun derin tarihî hafızasında ayrıcalıklı bir konuma sahip olan Elâzığ’da, bölgenin tarihî ve kültürel kimliğine uygun nitelikte son derece değerli bir eseri halkın istifadesine sunmaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getirdi.
Ersoy, yeni açılan müzenin hem Elâzığ’ın hem de geniş Anadolu coğrafyasının yüzyıllara yayılan medeniyet mirasını koruyup gelecek kuşaklara taşıyacak stratejik bir kültür hazinesi niteliği taşıyacağını vurguladı. Bakan, bu mekânın tarihî ve kültürel varlıkların korunması, doğru biçimde aktarılması ve ziyaretçilere en etkili şekilde tanıtılması konularında kritik bir işlev üstleneceğini sözlerine ekledi.
1965 YILINA DAYANAN MÜZECİLİK GEÇMİŞİ
Elâzığ’da müzecilik faaliyetlerinin kurumsal kökenlerinin 1965 yılına kadar gittiğini hatırlatan Bakan Ersoy, ilk müze kurulma girişiminin Ferhat Memişoğlu tarafından Harput bölgesindeki tarihî Alacalı Mescit’te gerçekleştirildiğini aktardı.
Ersoy, müzenin 1970’li yıllarda Keban Barajı inşaatı kapsamında yapılan kurtarma kazıları sonucunda gün yüzüne çıkarılan çok sayıda kültür varlığının koleksiyona dahil edilmesiyle önemli bir gelişim sürecine girdiğini ve ardından yeni bir hizmet binasına taşındığını belirtti. 1982 ile 2016 yılları arasında bu binada hizmet veren müzenin, 2016 yılında Elâzığ Emniyet Müdürlüğüne yönelik gerçekleştirilen terör saldırısında ciddi hasar gördüğünü ve bu nedenle ziyaretçi kabulüne ara verildiğini kaydetti.
Bölgedeki deprem risklerinin de değerlendirilmesiyle birlikte, müzenin daha güvenli, modern ve şehrin kültürel dokusuna uygun bir mekânda yeniden hizmet vermesi yönünde karar alındığını açıklayan Ersoy, Millî Savunma Bakanlığı ile yürütülen görüşmeler neticesinde 1885 yılında Mülkiye İdadisi ve Sultaniye Mektebi olarak inşa edilen ve ardından çeşitli işlevlerle kullanılan yapının Bakanlığa devredildiğini ifade etti.
MODERN MÜZECİLİK ANLAYIŞIYLA TASARIM
Yeni müze binasının çağdaş müzecilik ilkeleri çerçevesinde planlandığını belirten Bakan Ersoy, arkeoloji, etnografya ve sikke bölümlerinin yanı sıra güncel sergileme teknolojilerinin kullanılmasıyla ziyaretçilerin Elâzığ’ın kültürel tarihini kronolojik ve bütüncül bir perspektifle izleyebilmesinin amaçlandığını söyledi.
Bakan Ersoy, arkeoloji bölümünde toplam 6 salon ve 51 vitrinde sergilenen 934 arkeolojik eserin, Paleolitik Çağ’dan Neolitik ve Kalkolitik dönemlere, Tunç Çağlarından Urartu ve Demir Çağı’na; ardından Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinden Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar uzanan geniş bir tarihsel yelpazeyi kapsadığını açıkladı.
482 ETNOGRAFİK ESER VE 522 SİKKE SERGİLENİYOR
Etnografya bölümünde, Geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden günümüze kadar ulaşan 482 eserin 23 vitrinde sergilendiğini aktaran Ersoy; bakır ve gümüş işlemelerden ahşap ve pirinç ürünlerine, geleneksel silah türlerinden günlük kullanım eşyalarına, yazmalardan kaftan ve entarilere kadar uzanan bu koleksiyonun Elâzığ halkının gündelik yaşamını, estetik tercihlerini ve kültürel birikimini yansıttığını vurguladı.
Sikke bölümüne ilişkin bilgi veren Ersoy, 5 vitrinde toplam 522 sikkenin sergilendiğini belirtti. Bakan, Grek ve Roma dönemlerinden Doğu Roma ve Sasani dünyasına; Emevîlerden Abbasilere, Anadolu Selçuklularından Artuklu, Eyyubi, İlhanlı, Safevi ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan bu paraların, bölgenin tarih boyunca önemli bir siyasi, ekonomik ve kültürel kesişim noktası olduğunu kanıtladığını ifade etti.
Bakan Ersoy, müzenin genel kapsamını şu sözlerle özetledi:
“Bu sayede müzemizde toplamda yaklaşık 2 bin eser, Elâzığ’ın ve Anadolu’nun binlerce yıllık hikâyesini ziyaretçilerimize aktarmaktadır.”
ÇAYDAÇIRA İÇİN ÖZEL ALAN AKTARILDI
Müzede yalnızca arkeolojik eserlerin değil, yaşayan kültürel değerlerin de yer bulduğunu dile getiren Ersoy, Elâzığ denildiğinde akla gelen en güçlü kültürel sembollerden biri olan Çaydaçıra’nın geleneksel kıyafetleri, sözleri, görselleri ve kültürel bağlamıyla özel bir bölümde ziyaretçilere tanıtıldığını söyledi. Türkiye’nin müzecilik alanında kapsamlı bir dönüşüm süreci yaşadığını vurgulayan Bakan Ersoy, bir yandan yeni müzeler inşa edilirken diğer yandan tarihî yapıların restore edilerek müze işlevi kazandırıldığını belirtti.
Ersoy, müzelerin artık yalnızca eserlerin vitrinlerde sergilendiği mekânlar olarak değil; bilimsel araştırmanın, eğitimin, kültürün, sanatın ve toplumsal buluşmanın merkezleri olarak ele alındığını söyledi.
Çağdaş teşhir tekniklerinden dijital uygulamalara, koruma ve restorasyon çalışmalarından ziyaretçi deneyimine kadar her alanda dünya standartlarını yakalayan, pek çok alanda da örnek gösterilen bir müzecilik anlayışını Türkiye’nin dört bir yanında hayata geçirdiklerini kaydetti.









💬 Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.