İZMİR (İGFA) - Heykeltıraş Ayhan Tomak ile fotoğraf sanatçısı Mustafa Seven’in sanat dünyasındaki ortak izlerini bir araya getiren “Barış ve İnsan Halleri” adlı sergi, İzmir’in Urla ilçesinde yer alan UrlaDam’da 15 Ağustos ile 6 Eylül 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor. 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne kadar sürecek olan bu etkinlik, barışı yüksek sesle söylenen sloganlar yerine; bir ağacın gösterdiği sabır ve günlük hayatta yaşanan sıradan anlar üzerinden yeniden yorumlamaya yönlendiriyor. Sergiyi gezmek için herhangi bir ücret ödenmesine gerek yok.

Serginin merkezinde anıtsal bir eser: “Barış Ağacı”

Etkinliğin en dikkat çeken noktası, UrlaDam meydanında dikilen anıt heykel olan “Barış Ağacı”dır. Ayhan Tomak’ın yıllar içinde gösterdiği emek ve sabırla şekillenen bu çalışma, barışı soyut bir kavram olarak değil, ayakta duran somut bir varlık olarak ele alıyor. Açık alandaki konumu ve kapalı sergi alanındaki diğer eserlerle kurduğu ilişki sayesinde, serginin sessiz ama güçlü merkezini oluşturuyor.

İki sanatçı, iki farklı tanıklık

Her iki sanatçının da kariyer yolculuğu 1995 yılında başladı. Otuz yıllık süreçte farklı malzemeler kullanarak, birbirlerinden habersiz aynı soruyu sordular: İnsan, neyi kaybettiğinde barışı fark etmeye başlar?

Ayhan Tomak, ağacın hafızasını takip ederek heykelini yontuyor. Kırılmış ve yanmış gövdeleri sabırla bütünün içine davet eden sanatçı, ağacı insanlığın ve doğanın en dürüst tanığına dönüştürüyor. Tomak’ın eserleri, barışın “hiç incinmemek” değil, “incinmiş olanı geri kazanmak” olduğunu hatırlatıyor.

Mustafa Seven ise sokağın ve insanın en doğal hâlini kurgusuz bir şekilde kadrajına alıyor. Bekleyen, konuşan, dinleyen ve seven insanların izini süren Seven’in fotoğrafları ilk bakışta olağanüstü görünmüyor; ancak belki de tam bu sıradanlık onları değerli kılıyor. Çünkü sıradanlık, insanlığın en kırılgan kazanımlarından biridir.

Sergideki tek savaş izi

Mustafa Seven’in fotoğrafları arasında doğrudan bir savaş sahnesi yer almıyor; yalnızca tek bir karede savaşın izi görülüyor. Merkezde duran kadın, Suriye iç savaşından kaçarak Türkiye’ye sığınmış bir göçmen. Yüzündeki hüzün, çevresini saran sıradan anların sessiz bir karşılığı niteliğinde: Bu insanların sürdürdüğü gündelik yaşam, onun geride bırakmak zorunda kaldığı hayattır.

Serginin iki manifestosu bu düşünceyi aynı cümle yapısıyla ifade ediyor. Fotoğrafların ortak konusu mutluluk değil, mutluluğun mümkün olabildiği koşuldur. Heykellerin ortak konusu ise ağaç değil, kırılmış olanın yeniden bütün olabilme koşuludur.

Dokunulabilen bir sergi

Tomak’ın metni, ziyaretçiyi yalnızca bakmaya değil, dokunmaya da çağırıyor: Barış, uzaktan seyredilen değil, elle tutulan bir şeydir. Heykellerin yüzeyindeki kovuklar, çatlaklar ve yanık izleri bu yüzden gizlenmiyor; eserin taşıdığı yara, eserin kendisidir.

Sergiye ev sahipliği yapan mekân: UrlaDam

UrlaDam, kültür ve sanatı seçkin bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp gündelik hayatın içine taşımak amacıyla kurulmuş bir kültür-sanat mekânıdır. Kendisini bir okul, bir hafıza ve ortak bir bellek olarak tanımlayan mekan; bilginin paylaşıldıkça çoğaldığı, herkesin kendi hikâyesine bir şey kattığı bir buluşma alanı olmayı hedefliyor.

Serginin barışı gündelik hayatın içinde arayan yaklaşımı ile mekânın sanatı herkesin eline verme amacı örtüşüyor. Bu nedenle “Barış Ağacı” bir sergi salonunun içinde değil, meydanda, geçip gidenin görebileceği yerde duruyor.

Neden 1 Eylül’e uzanıyor

Serginin takvimi, bilinçli olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’ni kapsayacak şekilde belirlendi.