İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında sürdürülebilir yaşam bilincini aşılamak için önemli bir çalışma yürütüyor. Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürlüğü'nün kurduğu stantta, fuar ziyaretçileri internet tabanlı bir uygulama aracılığıyla yaklaşık 40 sorudan oluşan bir teste tabi tutuluyor. Bu test, bireylerin gıda tüketimi, ulaşım tercihleri ve genel yaşam tarzlarına dayalı alışkanlıklarını analiz ederek karbon ayak izlerini hesaplıyor. Ölçüm işleminin tamamlanmasının ardından, katılımcılara günlük rutinlerinde yapacakları küçük değişikliklerle karbon ayak izlerini nasıl düşürebileceklerine dair somut ve uygulanabilir öneriler iletiliyor.
Hedef 2030'da 2 bin 500
Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü Emre Uysal, yürütülen projenin amacının yalnızca bir sayısal değer elde etmek olmadığını, aynı zamanda vatandaşlara günlük yaşamlarında yapabilecekleri iyileştirmeler konusunda rehberlik etmek olduğunu vurguladı. Uysal, “Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği iş birliğiyle, web üzerinden erişilen PSLifestyle programı aracılığıyla yaşam biçimimizin çevresel etkisini ölçüyoruz. Gıda, ulaşım ve yaşam tarzına dair yaklaşık 40 soruya verilen yanıtlar temel alınarak bir puanlama sistemi oluşturuluyor. Elde edilen bu skor, Türkiye ve küresel ortalamalarla karşılaştırılıyor. Bunun yanı sıra, testi uygulayan kişiye karbon ayak izini azaltmak adına pratik çözümler sunuyoruz” şeklinde konuştu.
Ülke ortalamasının yaklaşık 4 bin 500 karbondioksit eşdeğeri (CO2e) seviyesinde olduğunu hatırlatan Uysal, 2030 yılı için belirlenen hedefin ise 2 bin 500 CO2e'ye düşürülmesi olduğunu açıkladı. Fuar alanında gerçekleştirilen ölçümlerde ise vatandaşların büyük çoğunluğunun puanlarının 5 bin ile 6 bin CO2e aralığında yoğunlaştığı gözlemlendi. Uysal, belirlenen hedefin altında kalan kişilerin, doğayla daha uyumlu ve çevre dostu bir yaşam düzenine sahip olduğunu ifade etti.
Küçük değişiklikler büyük fark yaratıyor
Uygulamanın, günlük hayattaki alışkanlıklara yönelik spesifik öneriler içerdiğini belirten Uysal, ulaşım tercihlerinden alışveriş alışkanlıklarına, gıda tüketiminden atık yönetimine kadar geniş bir yelpazede pek çok faktörün karbon ayak izini doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Uysal, “Örneğin, tek başına otomobil kullanmak yerine mümkün olan durumlarda toplu taşıma araçlarını veya bisikleti tercih etmek, alışveriş alışkanlıklarımızı gözden geçirerek ihtiyacımız olmayan ürünleri satın almaktan kaçınmak, gıda israfını minimize etmek ve organik atıkları kompost yoluyla toprağa kazandırmak gibi birçok öneri mevcut. Serpme kahvaltılarda masaya gelen ancak tüketilmeyen çok sayıda ürünün önemli bir kısmının atığa dönüştüğünü görüyoruz. Günlük tercihlerimizi bilinçli bir şekilde değiştirerek aslında çevremiz için çok büyük bir fark yaratabiliriz” dedi.
“Hem kirletip hem şikâyet ediyoruz”
Fuarda karbon ayak izini ölçtürten Raşit Özer, sonucun Türkiye ortalamasının altında ancak hedeflenen seviyenin üzerinde çıktığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Karbon ayak izimi daha da düşürmeye çalışacağım. Ne yazık ki hem çevreyi kirletip hem de bununla ilgili şikâyet etme alışkanlığımız var. Geri dönüşüme özen gösteriyorum, evde kullandığım malzemeleri ayırıyorum, organik beslenmeye dikkat ediyorum ve toplu taşıma araçlarını kullanıyorum. Elimden geldiğince dikkatli olmaya çalışıyorum ancak yine de puanım yüksek çıktı. Daha yol almam gereken konular olduğunu fark ettim.”
Deniz Pasinli ise karbon ayak izi konusunda daha önce yeterli bilgiye sahip olmadığını ifade ederek, “Puanım beklediğimden kötü çıktı. Uçakla yapılan seyahatlerin bu izle üzerindeki etkisini de bu vesileyle öğrendik. Bundan sonra daha bilinçli bir yaşam sürmeye çalışacağız. Bu konuda toplumun bilinçlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Çocuklardan yetişkinlere uzanan farkındalık
Okul öncesi öğretmeni Canan Özgün, geri dönüşüm konusuna büyük bir özen gösterdiklerini belirterek, “Geri dönüşüme evde aile olarak önem veriyoruz. Çocuklar, plastik ve cam gibi malzemelerin çöpe atılmasına izin vermiyor. Sınıfta da geri dönüşüm çalışmalarına aktif destek veriyoruz; kâğıtlarımızı ve plastiklerimizi özenle ayırıyoruz. Bu nedenle burada yaptığımız ölçümde puanımız düşük çıktı. Ayrıca yiyeceklerimizi hayvanlarla paylaşıyoruz. Müstakil evde oturuyor olmamız da bu konuda bize avantaj sağlıyor” diye konuştu.
Hülya Gacar da karbon ayak izini azaltmak amacıyla yaşadığı çevrede kendi imkânlarıyla çeşitli çalışmalar yürüttüğünü belirterek, “Yaşadığım mahallenin karbon ayak izini nasıl düşürebilirim diye kendimce girişimler başlatıyorum. Herkesin aynı bilinç seviyesine ulaşması ve gelecek nesillere daha güzel, yaşanabilir bir dünya bırakmamız gerektiğine inanıyorum” dedi.
Eski brandalar yeniden hayat buldu
Stantta sürdürülebilirlik ilkeleri yalnızca teorik olarak aktarılmıyor, aynı zamanda somut uygulama örnekleri de sergileniyor. Daha önce kullanılmış olan reklam brandaları değerlendirilerek cüzdan ve kalemlik gibi fonksiyonel ürünlere dönüştürüldü. Geri dönüşümle elde edilen bu ürünler, karbon ayak izi ölçümüne katılan ve düşük puan alan ziyaretçilere hediye olarak verildi.









💬 Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.