ANKARA - BHA

Yazar ve eğitimci Murat Anar, kaleme aldığı "Türkiye: Irak’ın Jeopolitik Anahtarı ve Dünya’ya Açılan Kapısı" başlıklı makalesinde dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Anar, metninde şu görüşleri dile getirdi:

"Irak, Türkiye’nin hemen ötesinde yer alan bir coğrafyadır. Musul ve Kerkük’ü yaklaşık bir asır önce kaybettik. Bu iki şehir, Türkmen nüfusunun yoğun olduğu, hem Türkiye’nin hem de Türk Dünyası’nın soy ve kültür bağlarıyla birbirine kenetlendiği stratejik bir bölgedir. Irak, petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından dünya genelinde önde gelen ülkeler arasında sayılmaktadır. Bölgedeki ve ülkedeki siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle Irak’ın gerçek değeri tam olarak anlaşılamamış olabilir; ancak hem yer altı kaynakları hem de coğrafi konumu itibarıyla Irak, küresel ölçekte büyük önem taşımaktadır. Türkiye için Irak, tarihî ve kültürel bağlarımızın derinliği nedeniyle çok daha kritik bir yere sahiptir. Irak’ın Türkiye üzerinden dünyaya açılması, aslında Türk Dünyası’nın ve tüm dünyanın bu potansiyelden faydalanması anlamına gelir.

Musul-Kerkük Petrol ve Doğalgaz Rezervleri

Musul ve Kerkük bölgelerinde günlük petrol üretimi yaklaşık 300 bin varil, yıllık üretim ise 110 milyon varil civarındadır. Irak, petrol üretiminde dünyanın en büyük altıncı ülkesi konumundadır. Ülkenin toplam petrol rezervi 143 milyar metreküp olarak hesaplanmaktadır. Bu devasa rezervin 45 milyar metreküpü Musul’da, 10 milyar metreküpü ise Kerkük’te bulunmaktadır. Bu veriler, Irak’ın petrol kaynaklarının yaklaşık üçte birinin tarihsel olarak iki önemli Türk şehrinde yer aldığına işaret etmektedir. Irak’ın tahmini doğal gaz rezervi 3.2 milyar metreküp olup bu miktar, Türkiye’nin 300 yıllık doğal gaz ihtiyacına denk gelmektedir.

Günümüz Türkiye-Irak İlişkileri

Türkiye; Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki etkin rolü, Amerika-İsrail-İran hattındaki, Rusya-Ukrayna savaşındaki, Suriye ve Irak’taki iç karışıklıklardaki tutumuyla stratejisinin ne denli millî ve doğru olduğunu zaman içinde kanıtlamıştır. Son dönemde yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin dış politika sahnesindeki gücünü ve başarılarını açıkça ortaya koymuştur. Türkiye, bölgede istikrarın ve gücün simgesi haline gelmiştir. Türkiye ile Irak arasındaki tarihî ilişkilerin detaylarına girmenize gerek görmüyorum. Türkiye’nin siyasi iradesi ve desteği sayesinde Irak Türkmen Cephesi Lideri Mehmet Seman Ağa, Kerkük Valisi olmuştur. Sayın Ağa’nın bu göreve gelmesiyle iki ülke arasındaki ilişkiler ivme kazanmıştır. Bu ivme, Türkiye ve Irak arasında imzalanan beş işbirliği anlaşmasıyla taçlandırılmıştır.

Anlaşmaların başlıkları şu şekildedir: Eğitim ve akademik alanlarda işbirliği, gençlik ve spor alanlarında işbirliği, sanayi ve teknoloji alanlarında işbirliği, Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığına ilişkin işbirliği ve son olarak doğal kaynaklar karşılığında Türkiye’nin Irak’taki ulaşım altyapısını geliştirmesi konusunda işbirliği. Ayrıca, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin Türkiye’ye günlük 1 milyon varil petrol tedarik etme teklifine değinmesi, toplantının en önemli anlarından biri olarak kayda geçmiştir.

Ticaret Yolları

Türkiye, günümüzde şekillenen yeni ticaret koridorlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Türkiye, bir yandan Şanghay İşbirliği Örgütü’ndeki etkinliğiyle Çin, Rusya, İran ve Pakistan gibi ülkelerle Orta Ticaret Yolu’nu oluştururken, diğer yandan Zengezur Koridoru ile Türk Devletlerine ve Ermenistan’a kapı aralamaktadır. Hem Çin ve Rusya’nın hem de Türk Devletleri, İran, Irak ve diğer bölge ülkelerinin Avrupa’ya açılmasında, Avrupa’nın da bu ülkelerle ticari ilişkiler kurmasında Türkiye kilit rol üstlenmektedir. Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda dünya dengelerinin nasıl altüst olduğunu hep birlikte gördük. Ticaret yollarının önemi, Türkiye için tarihi bir fırsat sunmaktadır. Irak ile hayata geçirilecek olan "Kalkınma Yolu" projesi, Irak’ı hem Avrupa’ya hem de Türk Devletleri, Rusya ve Çin’e bağlayacaktır.

Türk Dünyası’nın Beklentileri

Türkiye’den, Irak’tan, Balkanlardan ya da Türk Dünyası’nın herhangi bir noktasından gelen bir Türk, eğer kendi devleti varsa kimliğiyle, azınlık durumunda olduğu bir devlette ise pasaportuyla Türk Devletleri’ne seyahat edebilmeli ve bu ülkelerde belirli bir süre vizesiz kalabilmelidir. Bu konuyla ilgili olarak AK Parti Ankara Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Sayın Prof. Dr. Kürşad Zorlu, çalışmaların başlatıldığını belirtmiştir. Ümit ediyoruz ki bu çalışmalar en kısa sürede tamamlanacaktır.

Türk’ün Türk’e yabancı olması kabul edilebilir mi? "Türk Soylu Yabancılar" ifadesi ne anlama gelmektedir? Türkiye’de 2527 sayılı ve 1980 dönemine ait yasadaki "Türk Soylu Yabancılar" tanımı, Türk birliğinin öneminin arttığı bu dönemde acilen kaldırılmalıdır.

Türk Dünyası medyasının ve diasporasının ortak hareket etmesini sağlayacak projeler geliştirilmeli ve "Türk" sesi tüm dünyaya en yüksek perdeden duyurulmalıdır.

Çocuklarımıza Türk kültürünü aktarabilmek için, onları eğlendirerek ve sevdirerek Türk’ün değerlerini öğretmek amacıyla destanlarımız, masallarımız, efsanelerimiz ve çocuk oyunlarımız mevcuttur. Bu halk edebiyatı eserlerinin çizgi animasyon filmleri, her Türk lehçesinde hazırlanmalıdır.

Türk Dünyası’nın öne çıkan sinema, belgesel ve çizgi animasyon yapımlarının yayınlanacağı ortak bir dijital platform oluşturulmalıdır.

TÜDSES dijital platformu, tüm Türk Devletlerinde ve Türk’ün yaşadığı her ülkede tanıtılmalıdır. TÜDSES aracılığıyla Türk Dünyası’ndaki tüm sivil toplum kuruluşları işbirliği içinde olmalı ve iletişim halinde kalmalıdır.

Bölgesel ve küresel gelişmeler, gerekli iradenin öncelikle Türkiye’de olduğunu göstermektedir...