AKTİF HABER AJANSI - ANKARA

Akademik çevrelerde tanınan isim ve Haber7 platformunda kaleme aldığı yazılarla bilinen Prof. Dr. Zakir Avşar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi sürecine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmeye imza attı. "İBB Yargılamaları, Hukuk, Siyaset ve Kamuoyu" başlığını taşıyan makalesinde Avşar, devam eden yargısal süreçleri, siyasi boyutları ve toplumun bu konudaki algısını detaylı biçimde ele aldı.

Avşar, metninde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Ekrem İmamoğlu aleyhine yürütülen mahkeme sürecinin sürdüğünü ve davalıların tanıklarının dinlendiğini hatırlattı. Bu davanın önemini, İmamoğlu ve çevresinin önceki dönemde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı, mevcut durumda ise Yeni Parti Genel Başkanı olan Özgür Özel'in öncülüğünde gerçekleştirilen yüzlerce "İrademize sahip çıkıyoruz" sloganlı mitingle vurguladığını belirtti.

Özel'in bu mitinglerin önemli bir bölümünde, yargılama sürecinin son derece açık, şeffaf ve halkın gözü önünde, televizyon kanalları aracılığıyla canlı olarak izlenebilmesi talebinde bulunduğunu ifade eden Avşar, bu isteğin Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) nezdinde de olumlu karşılandığını ancak yasal düzenlemelerin buna izin vermediği için gerçekleşmediğini aktardı. Buna karşın, mevcut yargılamanın açık ve şeffaf bir zeminde ilerlediğini, gazetecilerin mahkeme salonlarında bulunarak tüm tanık ifadelerini takip ettiğini ve bu süreci toplumla paylaştığını not düştü.

Ceza hukukunun en köklü ilkelerinden birinin açıklık olduğunu vurgulayan Avşar, kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla suçluluk durumu ispatlanana kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını, bu ilkenin "masumiyet karinesi" olarak adlandırıldığını ve hukuk devletinin temel güvenceleri arasında yer aldığını kaydetti. Ancak bu ilkenin, davanın sonucuna dair bir kanaat oluşturmaya engel teşkil etmediğini de sözlerine ekledi.

Yargılamanın aşamalarının ilerlemesiyle birlikte tanık beyanları, çeşitli belgeler, mali ilişkiler ve diğer delillerin hem mahkeme önünde hem de doğal olarak millet gözünde netleştiğini belirten Avşar, tanık ifadelerini, belgeleri ve bulguları siyasi veya farklı gerekçelerle görmezden gelmenin sağlıklı bir hukuk tartışması açısından doğru olmadığını savundu. Canlı yayın taleplerinin artık bir etki yaratmadığını da dile getirdi.

Sanıkların lehine kullanabilecekleri bir ortam veya durumun görünmediğini, yargılamanın hukuki süreçler içinde büyük bir ciddiyetle devam ettiğini vurgulayan Avşar, delillerin sanık aleyhine çıkması ile suçun hukuken sabit olması arasında bir fark bulunduğunu hatırlattı. Ceza muhakemesinde delilin varlığı kadar güvenilirliği, hukuka uygunluğu, elde edilme yöntemi, diğer delillerle ilişkisi ve isnat edilen suçun unsurlarını ispat etmeye elverişli olup olmadığının değerlendirildiğini açıkladı.

Özellikle tanık beyanlarında bu hususun kritik olduğuna değinen Avşar, tanığın olayı doğrudan şahit olup olmadığı, anlatımının tutarlılığı, başka delillerle desteklenip desteklenmediği ve varsa çelişkilerinin hukuki açıdan değerlendirildiğini belirtti. Tanıkların anlattıklarının kamera kayıtları, ses kayıtları, baz istasyonu kayıtları, banka dekontları ve para hareketleri gibi maddi unsurlarla desteklenmesi gerektiğine işaret etti.

Yargılamaların televizyon ekranlarından canlı yayımlanması yönündeki tartışmanın bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatan Avşar, yargılamanın aleniyetinin demokratik hukuk devletinin önemli ilkelerinden biri olduğunu ve vatandaşların kamu adına yürütülen davayı takip edebilmesinin yargıya duyulan güven ile şeffaflık açısından kıymet taşıdığını belirtti. Ancak aleniyet ile medyatikleşme arasındaki farka dikkat çekti.

Mahkeme salonunun kamuoyuna açık olmasının, salonun bir siyasi gösteri alanına dönüşmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Avşar, sanıkların kendini savunması, mahkeme kararlarına itiraz etmesi ve siyasi değerlendirmelerde bulunmasının savunma hakkının sınırları içinde kaldığını ifade etti. Buna karşın savunma hakkının kamuoyu oluşturma faaliyetinin temel aracına dönüşmesinin yargısal sürecin sağlıklı işleyişi açısından sorun yarattığını, çünkü ceza muhakemesinde belirleyicinin siyasi retorik değil delil olduğunu belirtti. Şu anki tabloya göre ortaya çıkan tanıklıkların, belgelerin, bilgilerin ve kanıtların sanıklara bu imkânı sunmadığını gözlemledi.

Bir sanığın etkileyici konuşmasının masumiyetini kanıtlamadığını, sert bir üslup kullanmasının ise suçluluğun göstergesi olmadığını aktaran Avşar, savcının güçlü bir iddia ortaya koymasının mutlak mahkûmiyet anlamına gelmediği gibi savunmanın iddiaları reddetmesinin de davanın çöktüğünü göstermediğini, nihai değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu vurguladı.

İmamoğlu taraftarlarının zaman zaman moralleri yüksek tutmak ve psikolojik çöküşü önlemek amacıyla farklı diyalogları öne çıkarsalar da bunların yargılamayı etkilemeye yönelik hiçbir önemi ve anlamı olmadığını belirten Avşar, hukuk devletinin yargının da hukukla bağlı olmasını ifade ettiğini, savunma hakkının korunduğunu ve delillerin tarafsız biçimde değerlendirildiğini aktardı. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin iddiaların da ciddiyetle incelendiğini, mahkeme heyetinin de bu titizlik içinde hareket ettiğinin anlaşıldığını kaydetti.

Sonuç olarak hukuk devletini savunmanın, davanın taraflarından birinin peşinen haklı kabul edilmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Avşar, İBB yargılamalarının başlangıcından itibaren kamuoyunda davanın sonucuna dair güçlü beklentiler oluştuğunu ifade etti. Bir kesimin sanıkların siyasi nedenlerle hedef alındığını ve beraat edeceklerini savunduğunu, başka bir kesimin ise soruşturma dosyasındaki iddiaların ve delillerin mahkûmiyet sonucuna ulaşacağını düşündüğünü belirtti.

Bu görüşlerin her birinin siyasi kanaat niteliği taşıyabileceğini, ancak siyasi kanaat ile hukuki hüküm arasında fark bulunduğunu belirten Avşar, "Kesin beraat edecekler" demek de "kesin suçlular" demek de mahkemenin görev alanına giren bir konuda peşin hüküm oluşturmak anlamına geldiğinin altını çizdi. Sağlıklı olanın yargılama sürecinin hukuki kurallara uygun şekilde tamamlanmasını beklemek olduğunu sözlerine ekledi.