İSTANBUL (İGFA) - Çocukluk çağında sürekli izlem gerektiren kronik rahatsızlıklar listesinde Tip 1 diyabet başı çekerken, bu hastalığın oral ve dental sağlık üzerinde yaratabileceği etkiler de velilerin gözetiminde tutması gereken önemli başlıklar arasında yerini alıyor.

Uzman Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, diyabet tanısı konmuş minik hastalarda ağız sağlığının takibinin, herhangi bir patoloji tespit edildikten sonra değil, tamamen önleyici bir stratejiyle sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

DİYABET VE AĞIZ SAĞLIĞI ETKİLEŞİMİ

Kan glikoz seviyesinin istenilen aralıkta tutulamadığı süreçlerde, tükürük salgısının azalmasına bağlı ağız kuruluğu ve oral bölgede enfeksiyon gelişimine eğilim gibi komplikasyonların yaşanabileceğini kaydeden Demir, periodontal hastalıkların da kan şekeri dengesini bozarak kontrolü güçleştiren unsurlar arasında sayıldığını aktardı. Özellikle insülin dengesinin sağlanamadığı veya cerrahi müdahale ile invaziv dental uygulamaların gündeme geldiği anlarda, çocuğun takip sürecini yürüten tabip ile diş hekiminin koordineli çalışmasının hayati önem taşıdığına işaret edildi.

FLORÜR UYGULAMASI VE RUTİN MUAYENELER

Tip 1 diyabetli çocuklarda sistematik ağız hijyeninin kritik rolüne değinen Demir, yaş grubuna uygun florür formülasyonlu diş macunları kullanılarak günde en az iki sefer dişlerin fırçalanmasını tavsiye etti.

Hastanın kişisel çürük potansiyeline göre klinik ortamda profesyonel florür desteklerinin planlanabileceğini ifade eden Demir, periyodik diş hekimi ziyaretlerinin, olası çürükleri ve gingival problemleri萌芽 evresinde yakalamada belirleyici olduğunu dile getirdi.

Dengeli ve çocuğun özel ihtiyaçlarına göre şekillendirilen beslenme programının, hem diyabet yönetimine hem de dental sağlığa olumlu yansımalar sunabileceği bilgisi verildi.

Özellikle kserostomi (ağız kuruluğu) belirtileri ortaya çıktığında, yeterli miktarda su alımının oral mukozanın nem dengesinin korunmasına destek olabileceği aktarıldı. Demir, dental tedavi planlamalarının da çocuğun günlük diyabet protokolü, beslenme saatleri ve glikoz izleme rutini göz önünde bulundurularak yapılması gerektiğini hatırlattı. Uzman hekim, “Glisemik denge, tükürük viskozitesi, ağız hijyeni düzeyi, diyet düzeni ve hastaya özgü çürük riskinin bütüncül bir yaklaşımla analiz edilmesi ile periyodik kontrollerin ihmal edilmemesi” gerektiğine dikkat çekti.