İSTANBUL (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına ilişkin hazırlanan bilimsel raporda, duruşma sürelerinin 14 ile 15 saate kadar uzanmasının yarattığı olumsuzluklar masaya yatırıldı. Raporda, bu aşırı uzunluğa sahip ve art arda devam eden oturumların sanıklar, avukatlar ve yargılama sürecine dahil olan diğer kişilerde ciddi fiziksel, psikolojik ve zihinsel tükenmişlik durumlarına neden olabileceği tespit edildi. Uzmanlar, söz konusu koşulların hukuki açıdan “yorma yasağı” ilkesi ve kötü muamele tanımları çerçevesinde incelenmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

Yapılan değerlendirmede, kesintisiz uyanık kalma zorunluluğu, yetersiz dinlenme süreleri, yüksek düzeydeki stres ve fiziksel yorgunluğun; dikkat süresini, hafıza performansını, mantıksal düşünce yürütmeyi ve karar alma mekanizmalarını olumsuz yönde etkilediği aktarıldı. Bunun yanı sıra, kalp atış hızının artması (taşikardi), tansiyon düşüklüğü (hipotansiyon) ve kan şekerinin düşmesi (hipoglisemi) gibi çeşitli bedensel semptomların da bu süreçte ortaya çıkabileceği belirtildi.

TTB uzmanları, bu olumsuz etkenlerin birbiriyle etkileşime girerek kişilerin kendini koruma reflekslerini ve genel işlevselliğini zayıflatabileceğine dikkat çekti. Raporda, özellikle sanıkların ve müdafilerin yaşadığı riskler detaylandırıldı. Sanık ve avukatların, ağır ceza tehdidi, tutukluluk hali ve geleceğe yönelik belirsizlikler nedeniyle sürekli yoğun bir baskı altında oldukları hatırlatıldı. Müdafilerin her gün en az 100 kilometre yol kat etmek zorunda kaldığı ve duruşma oturumlarının bazı günlerde gece yarısını aşarak sona erdiği bilgisi paylaşıldı. Bu ağır koşulların, sanıkların kendilerini ifade etme ve haklarını koruma yetilerini; avukatların ise savunma görevlerini etkin bir şekilde yerine getirme kapasitelerini ciddi ölçüde düşürebileceği kaydedildi.

TTB, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148/1. maddesini hatırlatarak, şüpheli veya sanığın verdiği ifadenin tamamen özgür iradesiyle yapılması gerektiğini vurguladı. Bu özgürlüğü engelleyici nitelikte, “yorma” da dahil olmak üzere bedensel veya ruhsal müdahalelerin yasal olarak yasaklandığına dikkat çekildi. Sağlık bilimleri perspektifinden bakıldığında yorgunluğun sadece kişisel bir his olmadığı, uzun süreli uyanıklık ve yetersiz dinlenmenin bireyin olayları değerlendirme ve karar alma becerisini azaltıcı bir faktör olduğu ifade edildi.

Bilimsel raporun sonuç kısmında, mevcut koşulların yargılama sürecindeki tüm tarafların sağlığını olumsuz etkileyebileceği; sorgu, savunma, soru sorma ve beyan verme gibi temel hukuki faaliyetlerin zorlaşmasına yol açabileceği belirtildi. TTB, adil bir yargılama sürecinin ancak kişilerin fiziksel, ruhsal ve bilişsel bütünlüklerinin gözetildiği ve yeterli dinlenme imkânı sunulan ortamlarda gerçekleştirilebileceğinin altını çizdi. Ayrıca, söz konusu sürecin “insan eliyle oluşturulmuş travma” olarak nitelendirilmesi ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-10 sınıflandırmasındaki Y07.3 koduna karşılık gelen “işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele” kapsamunda değerlendirilmesinin yerinde olacağı görüşü raporda yer aldı.