Serkan URALLAR - BHA

 

Millî Eğitim Bakanlığının okullarda sosyal medya kullanımı ve öğrencilere ait görüntülerin paylaşılması konusundaki düzenlemeleri, çocukların dijital mahremiyetinin korunmasını yeniden gündeme getiriyor. Eğitim kurumlarında gerçekleştirilen etkinlikler, akademik başarılar, sportif faaliyetler, yöresel etkinlikler ve ödül törenleri kapsamında paylaşılan öğrenci fotoğrafları ve videoları, gelişen yapay zekâ teknolojileriyle birlikte çocuk güvenliği ve kişisel verilerin korunması açısından dikkatle ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.

 

Çocukların başarılarını duyurmak, okul faaliyetlerini tanıtmak ve eğitim çalışmalarını kamuoyuyla paylaşmak amacıyla yayımlanan görüntüler, sosyal medya platformlarının geniş erişimi nedeniyle kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşabiliyor. Ancak görüntülerin kimler tarafından görüntülendiği, kaydedildiği, yeniden paylaşıldığı veya farklı amaçlarla kullanılabildiği her zaman kontrol edilemiyor. Bu durum, çocukların dijital dünyadaki varlığının yalnızca paylaşım anındaki izinle değil, uzun vadeli güvenlik ve mahremiyet boyutuyla da değerlendirilmesini gerekli kılıyor.

 

Millî Eğitim Bakanlığının 7 Mart 2017 tarihli ve 2017/12 sayılı “Okullarda Sosyal Medyanın Kullanılması” konulu genelgesinde de okul ortamlarında çekilen fotoğraf, ses ve videoların internet siteleri ile sosyal medya hesaplarında paylaşılması konusu ele alınıyor. Dolayısıyla mesele yalnızca teknolojinin ortaya çıkardığı yeni risklerden ibaret değil; eğitim kurumlarının görüntü kaydı ve paylaşımı konusundaki sorumluluklarının da bir parçasını oluşturuyor.

 

Fiziksel güvenlik kadar dijital mahremiyet de önemli

 

Öğrencilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla okul çevrelerinde, servis araçlarında ve umuma açık alanlarda gerçekleştirilen denetimler, çocukların fiziksel güvenliğinin korunmasında önemli bir yere sahip. Bununla birlikte çocukların güvenliği, yalnızca okul binaları ve çevresiyle sınırlı değerlendirilemez. İnternet ortamında paylaşılan kişisel görüntüler ve bu görüntülerden elde edilebilecek veriler de dijital güvenlik açısından dikkate alınmalıdır.

 

Çocukların yüzlerinin, isimlerinin, devam ettikleri okulların, katıldıkları etkinliklerin ve bulundukları yerlerin aynı paylaşım içerisinde yer alması, kişisel bilgilerin bir araya getirilmesine imkân verebilir. Özellikle herkese açık sosyal medya hesaplarında yayımlanan fotoğraf ve videoların başka kişiler tarafından kaydedilebilmesi veya farklı platformlarda yeniden yayımlanabilmesi, paylaşımın ilk amacı dışında kullanılmasına zemin hazırlayabilir.

 

Bu nedenle çocukların fiziksel güvenliği için gösterilen hassasiyetin dijital ortamlarda da sürdürülmesi; okulların, velilerin, sosyal medya kullanıcılarının ve ilgili kurumların çocukların mahremiyetini gözeten bir yaklaşım benimsemesi önem taşıyor.

 

Yapay zekâ çağında sosyal medyanın görünmeyen riskleri

 

Kamuya açık okul hesaplarında, kurumsal internet sitelerinde veya sosyal medya platformlarında yayımlanan öğrenci fotoğrafları ve videoları, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte farklı riskler barındırabiliyor. Bu riskler, her paylaşımın mutlaka kötüye kullanılacağı anlamına gelmese de görüntülerin hangi amaçlarla kullanılabileceğinin önceden bütünüyle öngörülememesi nedeniyle dikkat gerektiriyor.

 

• Yapay Zekâ ile Görsel ve İşitsel Manipülasyon: Çocukların yüzleri, mevcut teknolojiler kullanılarak başka görüntülere yerleştirilebilir; fotoğrafları değiştirilerek gerçeğe aykırı içerikler hazırlanabilir. Video ve ses üretme araçlarıyla bir çocuğun hiç bulunmadığı bir ortamda bulunuyormuş gibi gösterilmesi veya gerçekte söylemediği sözleri söylüyormuş izlenimi yaratılması da mümkündür. Özellikle çocukların görüntülerinin rızaları ve bilgileri dışında uygunsuz ya da cinsel içerikli sahte materyallerde kullanılması, ciddi mağduriyetlere yol açabilecek bir risktir.

 

• Dijital Zorbalık, Kimlik Taklidi ve Şantaj: Çocuklara ait görüntülerin izinsiz biçimde paylaşılması veya değiştirilmesi, akran zorbalığına, sahte hesapların oluşturulmasına, kişilik haklarının zedelenmesine ve bazı durumlarda şantaj girişimlerine zemin hazırlayabilir. Yapay zekâ ile üretilen sahte görüntülerin gerçekmiş gibi dolaşıma sokulması, çocukların ve ailelerinin sosyal çevrelerinde ciddi sorunlara neden olabilir.

 

• Kişisel Bilgilerin Birleştirilmesi ve Konum Güvenliği: Bir fotoğraf veya videoda görülen okul adı, forma, etkinlik yeri, isim etiketi ya da paylaşım zamanı gibi ayrıntılar, başka bilgilerle birleştirilerek çocuğun kimliği veya bulunduğu yer hakkında çıkarımlar yapılmasına imkân verebilir. Bu nedenle yalnızca yüzün görünmesi değil, görüntünün içerdiği diğer bilgiler de değerlendirilmelidir.

 

• Kalıcı Dijital İz ve Gelecekteki Mahremiyet: İnternete yüklenen içerikler başkaları tarafından kaydedilebilir, kopyalanabilir ve yeniden paylaşılabilir. Bir içeriğin asıl hesaptan kaldırılması, başka hesaplarda veya...