İSTANBUL - BHA
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, bağımlılıkların çevresel etkilerini ve ekosistem üzerindeki sonuçlarını ele alan “Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu”nu 26 Ekim 2026’da İstanbul Sepetçiler Kasrı’nda düzenlenen lansmanla kamuoyuna açıkladı.
Lansmana Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, Bahçeşehir Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Seval Palteki ve Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evşen Güzel katıldı.
Tütün, alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddeler, kumar ve dijital bağımlılıklarla bağlantılı faaliyetlerin çevre üzerindeki etkilerinin değerlendirildiği raporda, bağımlılıklarla çevresel sorunlar arasındaki çift yönlü ilişkiye dikkat çekildi. İklim değişikliğinin ruh sağlığı ve bağımlılık riskleri üzerindeki olası etkileri de araştırmanın başlıkları arasında yer aldı.
“Bağımlılıklar sadece insana değil, çevreye ve tabiata da zarar veriyor”
Lansmanda konuşan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılığın yalnızca bireysel bir sorun olarak değerlendirilemeyeceğini, toplum ve doğa üzerinde de önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Bağımlılıkların ekolojik etkilerine dikkat çeken Dinç, şu ifadeleri kullandı:
“Bağımlılık, yalnızca bir kişinin kendine zarar vermesi değildir. Bir kişinin ötesinde, toplumun da ciddi şekilde zarar gördüğü bir gerçekle karşı karşıyayız. Araştırmamızda bu konuda çok güçlü argümanlar var. Şunu görüyoruz ki bağımlılık aynı zamanda uçan kuşu, yüzen balığı, ormandaki ağacı, kırdaki çiçeği de ilgilendiriyor. Yani bağımlılıklar sadece insana değil, topluma, çevreye ve tabiata da zarar veriyor. Dolayısıyla bağımlılıklar sadece bireyin, toplumun ya da sosyolojinin meselesi değil, ekolojinin de meselesidir. Bu nedenle dünyaya karşı sorumlu insanlar olarak bağımlılıkların küresel ısınmaya etkisi, çevre kirliliği, diğer canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması konularında da sorumluluk taşıyoruz. Diğer yandan su tüketimiyle ilgili çok büyük bir tehditle karşı karşıyayız. Özellikle atıkların çevreye yayılması, toprağa, suya ve bitkilere bulaşması bakımından ciddi bir sorun söz konusu.”
Dinç, bağımlılık endüstrilerinin karbon ayak izi, su tüketimi ve atık üretimi konusunda düzenli raporlama yapması gerektiğini belirtti. Bağımlılıkla mücadele politikalarının çevre koruma ve iklim değişikliği perspektifiyle birlikte ele alınmasının önemini vurgulayan Dinç, çevresel faktörlerin bağımlılık riskleri üzerindeki etkilerinin eğitim programlarında da kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tütün endüstrisi yılda 80 milyon ton karbon emisyonuna neden oluyor
Raporda yer verilen Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tütünün üretimi ve tüketimi her yıl yaklaşık 80 milyon ton karbondioksit emisyonuna yol açıyor. Bu miktarın, yaklaşık 17 milyon benzinli aracın yıllık emisyonuna eşdeğer olduğu belirtiliyor.
Tütün üretiminin arazi ve su kaynakları üzerindeki etkileri de raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Dünya genelinde yaklaşık 3,2 milyon hektar tarım arazisi tütün yetiştiriciliği için kullanılırken tütün üretiminde yılda 22 milyar ton su tüketildiği bilgisi paylaşıldı. Küresel ormansızlaşmanın yüzde 5’inin de tütün üretimiyle ilişkili olduğu aktarıldı.
Türkiye’de yılda 150,4 milyar adet sigara tüketilmesi ise sigara izmaritlerinin yol açtığı çevre kirliliğinin boyutlarına işaret eden veriler arasında gösterildi.
Alkol ve uyuşturucu üretiminin çevresel maliyeti
Raporda alkol üretiminin su ve enerji tüketimi üzerindeki etkileri de incelendi. Bir litre alkollü içecek üretimi için 9 ila 22 litre su kullanıldığı belirtildi.
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin üretiminin ise ormansızlaşma, doğal yaşam alanlarının kaybı ve kimyasal atık oluşumuyla bağlantılı olduğu vurgulandı. Avrupa’da gerçekleştirilen araştırmalara göre, bir kilogram sentetik uyuşturucu üretimi sırasında yaklaşık 25 ila 43 kilogram kimyasal atık ortaya çıkıyor.
Bu veriler, bağımlılıklarla ilişkili üretim süreçlerinin yalnızca insan sağlığı açısından değil, doğal kaynakların kullanımı ve atık yönetimi bakımından da çevresel sonuçlar doğurabildiğini gösteriyor.
Yedi arıtma tesisinden 98 numune incelendi
Raporun önemli bölümlerinden birini, Yeşilay öncülüğünde yürütülen “Atık Sulardaki Psikoaktif Maddelerin Çevreye Etkisi Araştırması” oluşturdu.
Araştırma kapsamında İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Hatay, Samsun ve Trabzon’da bulunan yedi farklı atık su arıtma tesisinden toplam 98 numune alındı. Numunelerde, dokuz farklı psikoaktif maddenin insan vücudunda işlenmesi sonucunda ortaya çıkan kalıntılar incelendi. Böylece arıtma süreçlerinin söz konusu maddeleri sudan uzaklaştırmadaki etkinliği değerlendirildi.
Araştırma sonuçları, biyolojik arıtmanın psikoaktif maddelerin atık sulardan uzaklaştırılmasında önemli bir rol oynadığını ortaya koydu. Biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddelerin yüzde 82 ila...









💬 Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.