İSTANBUL (İGFA) - Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, erken dönemde beslenme değerlendirmelerinin sadece kilo ve boy artışıyla sınırlı kalmaması gerektiğini dile getirdi. Şahin, yetersiz veya dengesiz beslenme düzeninin çocuklarda yorgunluk, dikkat eksikliği ve zihinsel performans kaybına neden olabileceğini açıkladı. Yeterli beslenmenin öğrenme süreci için gerekli olan fiziksel ve zihinsel altyapıyı hazırladığını belirten Şahin, Dünya Sağlık Örgütü’nün de sağlıklı beslenmenin bilişsel gelişim üzerindeki kritik rolünü vurguladığını hatırlattı.
KAHVALTININ YAPISINDA NELER BULUNMALI
Şahin, kahvaltı yapmadan okula giden çocuklarda ders başarısının düşebileceğine işaret etti. İdeal bir sabah öğününün; protein, tam tahıl kaynaklı karbonhidrat, sebze veya meyve ile süt ürünlerini içermesi gerektiğini ifade etti. Yumurta, peynir, yoğurt, tam buğday ekmeği, yulaf, domates ve salatalık gibi gıdaların örnek bir tabak oluşturabileceğini belirten uzman, suyun da bu öğünün vazgeçilmezi olduğunu vurguladı.
OKUL SAATLERİNDE ARALIKLI SAĞLIKLI BESLENME
Okul saatlerinde atıştırılan ara öğünlerin günlük beslenme planında önemli bir yeri olduğunu aktaran Şahin, peynirli veya yumurtalı tam tahıllı sandviçler, yoğurt, meyve ve ayran gibi seçeneklerin öncelikli olarak tercih edilmesi gerektiğini söyledi.
Paketli gıdalarda bulunan yüksek miktarda şeker, tuz ve doymuş yağ oranlarına karşı uyarıda bulunan Şahin, şekerli içeceklerin tüketiminin kısıtlanması gerektiğinin altını çizdi. Çocuğun temel içecek kaynağının su olması gerektiğini özellikle vurguladı.
OBEZİTEYİ ETKİLEYEN ÇOK SAYIDA FAKTÖR
Çocuklarda görülen obezitenin tek başına beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmadığını belirten Şahin; fiziksel hareket, uyku düzeni, genetik yapı, çevresel koşullar ve sosyoekonomik durumun da bu tabloda etkili olduğunu açıkladı. Okul ortamında kolayca ulaşılabilen şekerli içecekler ve yüksek kalorili atıştırmalıkların toplam enerji alımını artırarak sağlıksız beslenme alışkanlıklarının kök salmasına zemin hazırladığını ifade etti.
Çocuğun kilosunu sürekli gündeme taşımak veya diğer çocuklarla kıyaslamak doğru bir yaklaşım değildir. Şahin, “Şişmansın” veya “Çok yiyorsun” gibi ifadelerin sağlıklı beslenme davranışı kazandırmadığını vurguladı. Yiyecekleri “iyi-kötü” veya “yasak-serbest” kategorilerine ayırmak yerine, sağlıklı seçimleri yaşamın doğal bir parçası haline getirmenin daha etkin olduğunu belirtti.
Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırma sorumluluğunun yalnızca aileye ait olmadığını kaydeden Şahin, okul kantinleri, yemekhane hizmetleri ve kamu politikalarının da bu süreçte belirleyici rol oynadığını söyledi. Aile, okul ve kamu kurumlarının bu alanda ortak hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, asıl hedefin çocuklara ne yememeleri gerektiğini empoze etmek değil, sağlıklı seçeneklere erişimi kolaylaştırmak olduğunu dile getirdi.









💬 Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.